Düvenciler fırtınası esmeye devam ediyor, edecek.
Bu beylik lafları sıralattırıyorlar bize.
Formanın hakkı ne ise sonuna kadar veriyorlar.
Helal olsun hepsine.
Hangisini saysam, hangisini övsem şaşırıyorum. Hepsi birbirinden özenle çıkıyorlar sahaya, hepsi birbirinden çalışkan, hepsi birbirinden profesyonel.
Sportif anlamda başarısız sayılabilecek bir kente unutulmayacak şekilde yazdırıyorlar isimlerini. Altın puntolarla hem de.. Belli bir yaşın üstü bu başarıları özlemiştir. Benim yaşımdakiler de hiç görmeyip de görmek istediği başarıları görüyorlar Düvenciler ile.
Maçın başlarında Marmara Üniversitesi zorladı takımımızı. Başa baş mücadele edebiliyorlardı. Zaten devre arasıyla birlikte yaptıkları transferlerle iyi bir başlangıç yaptılar. Bu maça kadar üçte üç ile geliyorlardı. Maçın kırılma noktası Düvenciler Lisesinin kazandığı penaltı oldu.
Topun başına Bahar geçti. Traftarlardan gelen Ebi sesleri üzerine topu Ebi'ye bıraktı. Fakat bu tezahürata biraz bozuldu sanıyorum. Bu dakikadan sonra oyundan düştü. Şunu belirtmek istiyorum ki bu takımdaki bütün kızları çok seviyoruz, birbirinden ayıramıyoruz. Ebi forma numarası nedeniyle şuan ilgi odağımız gibi görünüyor fakat bütün kızlarımız birbirinden değerliler. Sonraki bölümlerde Bahar'ın gönlünü almaya çalıştık, ne derece başarılı olduk bilemiyorum. Umarım Bahar bu yazıyı okur ve alta yorum olarak düşer affedildiğimizi.
Bu gol maçın kırılma noktalarından biriydi. Bahar'ın oyundan düşmesiyle en iyi işleyen tarafımız olan sağ kanat aksamaya başladı. Göbekten hücum etmeye çalıştık. Bahar'ın yaptığı bindirmeler kadar başarılı olmasa da yine de etkiliydik Marmara Üniversitesi kalesinde önemli pozisyonlar bulduk. Bu pozisyonların sonucunda Duygu ile golü bulduk. Bu gol de maçın ikinci dönüm noktası oldu ve maçı kopardı. Marmara Üniversitesi'nin gardı düştü ve gollerimiz ardı ardına geldi. Esra'nın golü ayakta alkışlanacak cinstendi. Kendisini buradan da tebrik ediyorum.
Son golü de yine Duygu'nun ayağından kazandık. Sağ taraftan gelen ortaya çok güzel bir vuruş yaptı. Deyim yerindeyse topu ve Marmara Üniversitesi kalecisinin eldivenlerini tavan astı-bu maçlık-.
Bu güzel galibiyet için teşekkür ediyoruz bütün kızlarımıza.
** Haa deyinmeden edemeyeceğim. Kapalı tribünde Düvenciler Lisesine tezahürat yapan kardeşlerimizi görmek çok güzeldi. Hep erkekler bağıracak değil ya.
düvenciler lisesispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düvenciler lisesispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Şubat 20
Pazar, Şubat 13
Lüleburgazspor 1-0 Ünyespor
Uzun zaman sonra Lüleburgazspor'un maçını izleme fırsatı yakaladım. Takım hakkındaki bir kaç görüşümü bloga aktarmaya karar verdim.
Öncelikle belirtmek istiyorum ki oyunu karşı sahaya yıkabilen bir Lüleburgazspor yoktu sahada. Bunun yanında alan daraltmaları iyi yapabilen, orta sahayı hızlı geçen bir takım hüviyetindeydi. Fakat rakip ceza sahasının üzerinde eriyip gitti ataklar. Diziliş daha çok savunmayı düşünen mantelitedeydi.
Yeni transferlerde Gökhan Güney (10 numara) pasif santrafor olarak çok yararlı bir futbolcu olabilir. Ama tek dizilişte yararlı olabilir, o da 4-3-3.. Fiziği çok güçlü değil, topla süratli değil ama boş koşuları çok iyiydi. Onun boş koşuları sayesinde takım bir kaç pozisyon yakaladı. İlk yarıda Mehmet Ali'nin (11 numara) yakaladığı pozisyon Gökhan'ın boş koşusu sayesinde oldu. Defansın dengesini fazlasıyla bozdu. Skoru arttırabilirdik fakat Gökhan'ın etrafında oynayan oyuncuların bitiricilikleri o kadar iyi değildi.
Ahmet hocanın taktik planında orta sahanın kalabalık olması hedeflendi sanıyorum. Orta sahada iyi alan daralttı takım. Cabir top kontrolü konusunda biraz daha başarılı olsa Ünyespor'a top göstermezdik. Yine de takım orta sahada mücadeleyi kazanarak Ünyespor'a üstünlük sağlamayı başardı. Bu yüzden defans kurgusu ve kale için tam anlamıyla değerlendirme yapmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Özellikle kaleci için..
Defansta Menderes sene başından bu yana bizdeymiş. Sakatlığı nedeniyle takımda yer alamıyormuş. Nazarımda bugün sahanın en iyisiydi. Beşiktaş alt yapısından kiralık olarak Lüleburgazspor'a gelmiş. 5 numaralı formasıyla sahadaydı bugün. Her topa çıkışı sağlamdı. Tek hamlelik bir savunmacı değil. Hamleyi yapıyor olmuyor, dönüyor bir daha hamle yapıyor, bir daha, bir daha.. Ta ki topu ele geçirene kadar. Öte yandan fiziği çok güçlü. Bakıyosun çocuk Cristiano Ronaldo gibi, forma üzerinde yırtılacak. Umarım takımda tutmayı başarırlar bu çocuğu. Gelecek vaad ediyor.
Taraftarla aşik atan futbolcuyu sevmem. Görmedim ama söylenenlere göre yönetimi ve takımı protesto edenlere küfür etmiş Yusuf Abdioğlu (4 numara). Yazacak birşey yok hakkında.
Genel anlamda takıma bakacak olursak bana tersti oyun mantalitesi. Ben daha çok paslı oyunları seviyorum. Topla oynayan takımları seviyorum. Orta sahada o kadar iyi organizasyonlar yapamadılar. Daha çok ileriye uzun toplar denedi takım. Gökhan indirdi, Mehmet Ali ve Emre Atalı (9 numara) defansın arkasına sarkmaya çalıştılar. Zaten gol de Emre'nin sağ çaprazdan kale içine girmesiyle, biraz şans yoluyla oldu. Maçın daha başında belliydi böyle olacağı. Golü bulan karambolde bulur ve o golle maçı kazanır demiştim. Nitekim de böyle oldu. Artık önümüzde ki maçlara bakacağız.
Bu arada kızlarımız maçı 4-3 kaybettiler bugün. 2 kırmızı kart görmüşler ve pek de iyi ağırlanmamışlar. Oysa yönetimimiz burada Adanalı yöneticileri iyi ağırlamıştı. Neyse sağlık olsun. Fakat kızlarımız unutmasınlar, biz Lüleburgaz aşıkları olarak, kentimiz için terinin son damlasını dahi formasına akıtan herkesin arkasındayız. Mücadelelerinin farkındayız ve arkasındayız. Her zaman da sizinle olacağız! Kalpler Adana'da Hak Edenin Yanında !
Öncelikle belirtmek istiyorum ki oyunu karşı sahaya yıkabilen bir Lüleburgazspor yoktu sahada. Bunun yanında alan daraltmaları iyi yapabilen, orta sahayı hızlı geçen bir takım hüviyetindeydi. Fakat rakip ceza sahasının üzerinde eriyip gitti ataklar. Diziliş daha çok savunmayı düşünen mantelitedeydi.
Yeni transferlerde Gökhan Güney (10 numara) pasif santrafor olarak çok yararlı bir futbolcu olabilir. Ama tek dizilişte yararlı olabilir, o da 4-3-3.. Fiziği çok güçlü değil, topla süratli değil ama boş koşuları çok iyiydi. Onun boş koşuları sayesinde takım bir kaç pozisyon yakaladı. İlk yarıda Mehmet Ali'nin (11 numara) yakaladığı pozisyon Gökhan'ın boş koşusu sayesinde oldu. Defansın dengesini fazlasıyla bozdu. Skoru arttırabilirdik fakat Gökhan'ın etrafında oynayan oyuncuların bitiricilikleri o kadar iyi değildi.
Ahmet hocanın taktik planında orta sahanın kalabalık olması hedeflendi sanıyorum. Orta sahada iyi alan daralttı takım. Cabir top kontrolü konusunda biraz daha başarılı olsa Ünyespor'a top göstermezdik. Yine de takım orta sahada mücadeleyi kazanarak Ünyespor'a üstünlük sağlamayı başardı. Bu yüzden defans kurgusu ve kale için tam anlamıyla değerlendirme yapmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Özellikle kaleci için..
Defansta Menderes sene başından bu yana bizdeymiş. Sakatlığı nedeniyle takımda yer alamıyormuş. Nazarımda bugün sahanın en iyisiydi. Beşiktaş alt yapısından kiralık olarak Lüleburgazspor'a gelmiş. 5 numaralı formasıyla sahadaydı bugün. Her topa çıkışı sağlamdı. Tek hamlelik bir savunmacı değil. Hamleyi yapıyor olmuyor, dönüyor bir daha hamle yapıyor, bir daha, bir daha.. Ta ki topu ele geçirene kadar. Öte yandan fiziği çok güçlü. Bakıyosun çocuk Cristiano Ronaldo gibi, forma üzerinde yırtılacak. Umarım takımda tutmayı başarırlar bu çocuğu. Gelecek vaad ediyor.
Taraftarla aşik atan futbolcuyu sevmem. Görmedim ama söylenenlere göre yönetimi ve takımı protesto edenlere küfür etmiş Yusuf Abdioğlu (4 numara). Yazacak birşey yok hakkında.
Genel anlamda takıma bakacak olursak bana tersti oyun mantalitesi. Ben daha çok paslı oyunları seviyorum. Topla oynayan takımları seviyorum. Orta sahada o kadar iyi organizasyonlar yapamadılar. Daha çok ileriye uzun toplar denedi takım. Gökhan indirdi, Mehmet Ali ve Emre Atalı (9 numara) defansın arkasına sarkmaya çalıştılar. Zaten gol de Emre'nin sağ çaprazdan kale içine girmesiyle, biraz şans yoluyla oldu. Maçın daha başında belliydi böyle olacağı. Golü bulan karambolde bulur ve o golle maçı kazanır demiştim. Nitekim de böyle oldu. Artık önümüzde ki maçlara bakacağız.
Bu arada kızlarımız maçı 4-3 kaybettiler bugün. 2 kırmızı kart görmüşler ve pek de iyi ağırlanmamışlar. Oysa yönetimimiz burada Adanalı yöneticileri iyi ağırlamıştı. Neyse sağlık olsun. Fakat kızlarımız unutmasınlar, biz Lüleburgaz aşıkları olarak, kentimiz için terinin son damlasını dahi formasına akıtan herkesin arkasındayız. Mücadelelerinin farkındayız ve arkasındayız. Her zaman da sizinle olacağız! Kalpler Adana'da Hak Edenin Yanında !
Pazartesi, Şubat 7
Lüleburgazspor vs Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor
Uzun zamandır Lüleburgazspor'u takip edemiyorum. Dolayısıyla yazamıyorum da.. Yine maç ile ilgili bir yazı yazmayacağım. Bazıları için önemsiz birer ayrıntı olacak yazdıklarım, bazıları için ise çok önemli bir konu. Konuyu kendi adıma önemli adlediyorum ve yazma gereği duyuyorum.
Bildiğiniz üzere Lüleburgazspor dün Ankara'da Ankara Demirspor maçına çıktı. Bildiğim kadarıyla kimse gidip yönetimden organizasyon talebinde bulunmadı. Dolayısıyla deplasmana gidilmedi. Aslında bahsettiğim konu bizler için farklı bir boyut taşıyor, yönetim için başka. Çünkü artık anlamış bulunmaktayız ki; biz onların sırtında birer kamburuz. Bizi taşımak zorunda kalıyorlar.
Bir çok kişi de bilmez ki bu kentin bir de bayanlar birinci liginde bir kız futbol takımı var. Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor. Kabul etmek gerekiyor ki o kızlarımız Lüleburgaz formasını giyen amatör futbolculardan -lütfen amatör kümede oynayıp da bu yazıyı okuyanlar alınmasın, hareket niteliği taşımamaktadır- daha delikanlılar ve formalarına daha sadıklar. O formanın başarısı için ter döküyorlar. Sahada basmadık yer bırakmıyorlar. Hafta sonu belki de bir ilki gerçekleştirerek İzmir'e kızlarımızın maçına organize olduk. Onlar da sağolsunlar bizi üzmediler ve formanın hakkını vererek maçı 5-0 galip tamamladılar.
Şunu belirtmek istiyoruz ki bizler adının herhangi bir yerinde Lüleburgaz ibaresi bulunan her kurum/kuruluş/kulüp 'ün yanındayız. Onlar bulundukları yerin hakkını verdikleri sürece omuzlarındaki yükün hafiflediğini hissedeceklerdir. Çünkü biz binlerce omuz olarak onların yüklerini paylaşmaya hazırız. Gerekli mücadeleyi gösterdikleri sürece sırtlarında sıcaklığımızı hissedeceklerinden emin olsunlar.
Şimdi bunları neden yazdığım konusuna gelelim. Yanlış anlamayın amacım kentimize nasıl sahip çıktığımızı anlatmak değil. Aynı kentte bulunan iki takımdan bahsediyorum. Biri 28 Şubat 1967 tarihinde kurulan Lüleburgazspor, diğeri 2007 senesinde kurulan Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor Kulübü. Aynı kentten çıkan iki yönetim. Birinin bu kadar yetenekli sporcuyu nasıl bir araya topladığı konuşulurken diğerinin bu kadar aciz bir takımı nasıl yarattığı konuşuluyor.
Düvenciler Lisesispor ilk kurulduğunda sadece okul öğrencileri ile bir takım kurmuştu. Zamanla dışarıdan da oyuncular gelmeye başladı. Şuan dışarıdan gelen bir çok futbolcu var. Bunların arasında milli takımlar düzeyine yükselmiş kızlarımız var. Ama bundan ziyade bayan futbolcu olmak zor olsa gerek ki bir çoğu Spor Akademisi öğrencisi veya beden eğitimi öğretmeni. İşte püf noktası burası. Akademiler eğitimli, nitelikli insanlar yetiştirirler. Oradan çıkanlar sahaya karakterlerini yansıtırlar. Tam anlamıyla profesyonel olurlar.
Erkekler liginde ise durum tam tersi. Yeteneğin varsa eğitime ihtiyacın yoktur. Bu yüzden de üst liglerde oynayan oyuncuların eğitim seviyeleri düşüktür. Eğitilme gereği duymazlar. Bu sayede algılamada problem yaşarlar. Durum böyle olunca bir şeyler öğretmek de zorlaşır. Orta okul mezunu bir adama drill'lerden bahsedemezsin. Ama iş para almaya, sözleşme imzalamaya gelince en kıdemli profesyonel olurlar.
Bir taraf Ebi diye bir kız getirebiliyorken -kendisi Nijerya Milli takım kaptanı-, aynı takımın 9 numarası Desire'yi getirebiliyorken diğer takım Emre Atalı'yı tekrar takıma dahil ediyor. Gol sıkıntısını çözmek için 50-60 profesyonel maçta 20 gol atamamış adamları getiriyor. Sizce hangisinde başarı beklentisi olur ? Tabi Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor. Ama kim şovenist söylemlerde bulunuyor ? Tabi ki Lüleburgazspor. Artık inanmıyoruz !
Bir Bayrampaşa muhabbeti dolaşıyor ki yazsam roman olur. İşte o günden sonra hiç kimse gelip Lüleburgazspor yönetiminden otobüs istemez. Organizasyonlarda yardım talebinde bulunmaz. Yeni bir yönetim gelene kadar da takımın arkasında durmaz. Kendini satanı hiç kimse desteklemez, sevgili abilerim/yöneticilerim. O yüzden artık unutun Lüleburgazspor taraftarlarını.
Sporun en güzel tarafı insanları birleştirmesi, bir kenti birbirine kenetlemesidir. Taraftarlar olarak şimdiye kadar Lüleburgaz'ı adının geçtiği her yerde layıkıyla temsil etmeye çalıştık. Kentimizin elçileri olarak gittiğimiz deplasmanlarda iyi ilişkiler kurup, Trakya'mızın insan ilişkilerini diğer şehirlerde yaşayan arkadaşlarımıza göstermeyi arzuladık. Bazı yerlerde kendimize edindiğimiz bu görevi yerine getirdik, bazı yerlerde ise tatsız olaylar yaşadık. Sonuç olarak kendimize belirlediğimiz amaçlar doğrultusunda bir şeyler yapma çabası içerisindeydik. Takdir beklerken yarı yolda bırakıldığımız çok oldu. Bizler statta beklerken stattan kaçanlara şahit olduk. Bütün bunlara rağmen teşekkür almayı başaramadık. Hep mal gibi kullanıldık. Bize ihtiyaç duyulduğunda iki dakika pohpohlanıp sahaya sürüldük. Bu sayede çok fazla yanlış yaptık ve halkımızın gözünde itibar kaybettik. Düvenciler Lisesispor kulübü varlığıyla yanlış imajımızı düzeltmek adına bir kapı açtı bize. İnsan ilişkileri iyi insanlar tarafından yönetiliyorlar. Yönetici gibi değil de birer abi gibi yaklaşıyorlar taraftarlara-ki zaten abilerimiz hepsi-. Hepsine tek tek teşekkür etmek istiyorum kendi adıma. Lüleburgazspor yöneticilerini de Düvenciler Lisesispor yönetimini örnek almaya davet ediyorum. Hem insan ilişkileri açısından hem de takım yönetimi açısından.
Belki burda isimlerini zikretmem yanlış olur, bilemiyorum. Belki abilerim bundan rahatsız olacaklar. Ama bizlere gösterdikleri abilik ve insanlık için Sayın Öner Çavaş'a ve Sayın Ahmet Sayar'a teşekkür ediyorum. Kızlarımız hep böyle oynasın, biz her yeri Düvenciler diye inletelim. Teşekkürler Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor..
Ha bu arada. Lüleburgazspor yine mağlup.
Bildiğiniz üzere Lüleburgazspor dün Ankara'da Ankara Demirspor maçına çıktı. Bildiğim kadarıyla kimse gidip yönetimden organizasyon talebinde bulunmadı. Dolayısıyla deplasmana gidilmedi. Aslında bahsettiğim konu bizler için farklı bir boyut taşıyor, yönetim için başka. Çünkü artık anlamış bulunmaktayız ki; biz onların sırtında birer kamburuz. Bizi taşımak zorunda kalıyorlar.
Bir çok kişi de bilmez ki bu kentin bir de bayanlar birinci liginde bir kız futbol takımı var. Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor. Kabul etmek gerekiyor ki o kızlarımız Lüleburgaz formasını giyen amatör futbolculardan -lütfen amatör kümede oynayıp da bu yazıyı okuyanlar alınmasın, hareket niteliği taşımamaktadır- daha delikanlılar ve formalarına daha sadıklar. O formanın başarısı için ter döküyorlar. Sahada basmadık yer bırakmıyorlar. Hafta sonu belki de bir ilki gerçekleştirerek İzmir'e kızlarımızın maçına organize olduk. Onlar da sağolsunlar bizi üzmediler ve formanın hakkını vererek maçı 5-0 galip tamamladılar.
Şunu belirtmek istiyoruz ki bizler adının herhangi bir yerinde Lüleburgaz ibaresi bulunan her kurum/kuruluş/kulüp 'ün yanındayız. Onlar bulundukları yerin hakkını verdikleri sürece omuzlarındaki yükün hafiflediğini hissedeceklerdir. Çünkü biz binlerce omuz olarak onların yüklerini paylaşmaya hazırız. Gerekli mücadeleyi gösterdikleri sürece sırtlarında sıcaklığımızı hissedeceklerinden emin olsunlar.
Şimdi bunları neden yazdığım konusuna gelelim. Yanlış anlamayın amacım kentimize nasıl sahip çıktığımızı anlatmak değil. Aynı kentte bulunan iki takımdan bahsediyorum. Biri 28 Şubat 1967 tarihinde kurulan Lüleburgazspor, diğeri 2007 senesinde kurulan Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor Kulübü. Aynı kentten çıkan iki yönetim. Birinin bu kadar yetenekli sporcuyu nasıl bir araya topladığı konuşulurken diğerinin bu kadar aciz bir takımı nasıl yarattığı konuşuluyor.
Düvenciler Lisesispor ilk kurulduğunda sadece okul öğrencileri ile bir takım kurmuştu. Zamanla dışarıdan da oyuncular gelmeye başladı. Şuan dışarıdan gelen bir çok futbolcu var. Bunların arasında milli takımlar düzeyine yükselmiş kızlarımız var. Ama bundan ziyade bayan futbolcu olmak zor olsa gerek ki bir çoğu Spor Akademisi öğrencisi veya beden eğitimi öğretmeni. İşte püf noktası burası. Akademiler eğitimli, nitelikli insanlar yetiştirirler. Oradan çıkanlar sahaya karakterlerini yansıtırlar. Tam anlamıyla profesyonel olurlar.
Erkekler liginde ise durum tam tersi. Yeteneğin varsa eğitime ihtiyacın yoktur. Bu yüzden de üst liglerde oynayan oyuncuların eğitim seviyeleri düşüktür. Eğitilme gereği duymazlar. Bu sayede algılamada problem yaşarlar. Durum böyle olunca bir şeyler öğretmek de zorlaşır. Orta okul mezunu bir adama drill'lerden bahsedemezsin. Ama iş para almaya, sözleşme imzalamaya gelince en kıdemli profesyonel olurlar.
Bir taraf Ebi diye bir kız getirebiliyorken -kendisi Nijerya Milli takım kaptanı-, aynı takımın 9 numarası Desire'yi getirebiliyorken diğer takım Emre Atalı'yı tekrar takıma dahil ediyor. Gol sıkıntısını çözmek için 50-60 profesyonel maçta 20 gol atamamış adamları getiriyor. Sizce hangisinde başarı beklentisi olur ? Tabi Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor. Ama kim şovenist söylemlerde bulunuyor ? Tabi ki Lüleburgazspor. Artık inanmıyoruz !
Bir Bayrampaşa muhabbeti dolaşıyor ki yazsam roman olur. İşte o günden sonra hiç kimse gelip Lüleburgazspor yönetiminden otobüs istemez. Organizasyonlarda yardım talebinde bulunmaz. Yeni bir yönetim gelene kadar da takımın arkasında durmaz. Kendini satanı hiç kimse desteklemez, sevgili abilerim/yöneticilerim. O yüzden artık unutun Lüleburgazspor taraftarlarını.
Sporun en güzel tarafı insanları birleştirmesi, bir kenti birbirine kenetlemesidir. Taraftarlar olarak şimdiye kadar Lüleburgaz'ı adının geçtiği her yerde layıkıyla temsil etmeye çalıştık. Kentimizin elçileri olarak gittiğimiz deplasmanlarda iyi ilişkiler kurup, Trakya'mızın insan ilişkilerini diğer şehirlerde yaşayan arkadaşlarımıza göstermeyi arzuladık. Bazı yerlerde kendimize edindiğimiz bu görevi yerine getirdik, bazı yerlerde ise tatsız olaylar yaşadık. Sonuç olarak kendimize belirlediğimiz amaçlar doğrultusunda bir şeyler yapma çabası içerisindeydik. Takdir beklerken yarı yolda bırakıldığımız çok oldu. Bizler statta beklerken stattan kaçanlara şahit olduk. Bütün bunlara rağmen teşekkür almayı başaramadık. Hep mal gibi kullanıldık. Bize ihtiyaç duyulduğunda iki dakika pohpohlanıp sahaya sürüldük. Bu sayede çok fazla yanlış yaptık ve halkımızın gözünde itibar kaybettik. Düvenciler Lisesispor kulübü varlığıyla yanlış imajımızı düzeltmek adına bir kapı açtı bize. İnsan ilişkileri iyi insanlar tarafından yönetiliyorlar. Yönetici gibi değil de birer abi gibi yaklaşıyorlar taraftarlara-ki zaten abilerimiz hepsi-. Hepsine tek tek teşekkür etmek istiyorum kendi adıma. Lüleburgazspor yöneticilerini de Düvenciler Lisesispor yönetimini örnek almaya davet ediyorum. Hem insan ilişkileri açısından hem de takım yönetimi açısından.
Belki burda isimlerini zikretmem yanlış olur, bilemiyorum. Belki abilerim bundan rahatsız olacaklar. Ama bizlere gösterdikleri abilik ve insanlık için Sayın Öner Çavaş'a ve Sayın Ahmet Sayar'a teşekkür ediyorum. Kızlarımız hep böyle oynasın, biz her yeri Düvenciler diye inletelim. Teşekkürler Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor..
Ha bu arada. Lüleburgazspor yine mağlup.
Pazar, Ocak 10
7-1
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Namağlup Şampiyonluk
campione imbattuto
Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...
-
Rakip nispeten bizden daha güçsüz durumda olan Yalova temsilcisi Kadıköyspor. 3 puanı alalım nefes alalım. Hadi yarın herkes 8 Kasım Ar...
-
Kırklareli Süper Amatör Ligi'nde 2024-2025 sezonu 20 Ekimde başlıyor. İlk hafta da deplasmanda Vizespor ile oynayacak olan Lüleb...
-
Rakip ezeli rakip Keşanspor, bu sene Bölgesel Amatör Lig'e yeni çıktılar. Geçmişte çok kez Profesyonel Liglerde karşılaşmışlığımız v...