Pazar, Temmuz 3
Vizyon Misyon
Pazartesi, Temmuz 18
Lüleburgazspor Yönetimi
Bu şekilde bir yönetim yapılanmasının şöyle getirileri olacak. Takım hangi deplasmana giderse gitsin gittiği yerlerde tanınan, bilinen yöneticilerimiz takımın başında olacaklar. Takım hiç bir zaman yalnız kalmayacak.
Ayrıyetten bulundukları bölgelere hakim yöneticilerimiz ile Türkiye pazarında transfere daha hakim olacağız. Çünkü her bölgede daha önce futbol yöneticiliği yapmış adamlarla çalışıyoruz. Bunun büyük artıları olacaktır.
İşte Yönetimimiz;
Siyami ASLAN ( Efsane Başkan - Aslan İnşaat - RA-Bİ Dağıtım Ortağı)
Ahmet Zeki KILAVUZ ( Avukat )
Akif BEŞER ( Beşerler İnşaat - Müteahhit )
Dursun ASLAN ( Tümosan Bölge Bayii - Aslanlar Petrol )
Raif ÇOBANOĞLU ( Çobanoğlu Optik )
Abdi MALKOÇ ( Kocaelispor ve Bursaspor Eski Yöneticisi )
Mehmet ŞAŞMAZ ( Hatayspor Eski Başkanı )
Turgut DÜŞOVA ( Petrol-İş Başkanı)
Sedat ERİK ( Sigma Tekstil )
Mustafa SARMUSAK ( Bayrampaşaspor Eski Başkanı )
Mustafa GÜNEŞ ( T-Shop )
Mustafa AKSU ( 3K Temizlik Şirketi )
Selahattin TİRYAKİ ( Tiryaki İnşaat - Müteahhit )
Teoman DURUKAN ( Doktor - Medikent Ortağı )
Ceyhun ALKAN ( Alkan İnşaat - Müteahhit )
YEDEK ÜYELER
Abdullah KANDEMİR ( Eflani Un )
Türker DAYIOĞLU ( Dayıoğlu Un Fabrikası )
İbrahim KOÇASLAN ( Gurbet İnşaat )
Hayri AKPINAR ( Mali Müşavir )
Turhan GÜLAÇAR ( Mimar )
Erdoğan AKGÜL ( Karadenizliler Derneği Genel Kurul Başkanı )
Kerem ÇORBACI ( Wienerwald Restaurant Zinciri Ankara Şubesi )
Hakan DENİZ ( Şekerbank Müdürü )
DİSİPLİN KURULU
Hayrettin GÜMÜŞ ( Avukat )
Sibel PİŞKİN ( Avukat )
Koray ŞENTÜRK ( Avukat )
DENETLEME KURULU
Bayram KUŞÇU ( Republic Pub )
Yahya DEMİR ( Müteahhit )
***
Bir de tesis konusuna değinmek istiyorum.
Altyapıdan gelen oyuncularımızla ilgili yaşadığımız sıkıntıların başında fizik kapasite eksikliği geliyor. Bu çocukları A takıma kazandırmak için güçlendirmek şart. Yetenekli oyuncularımız var ama sahada siliniyorlar. Bunun sebebi zayıf fizikleri olması.
Lüleburgazspor adına yapılacak bir fitness salonu oyuncularımızın güçlenmesini sağlayacaktır. 17-18 yaş dolaylarındaki futbolcuların teknik idman haricinde fitness gibi çalışmalarla vücut direncini geliştirmesi gerekiyor. Yaş gruplarında fiziği ile öne çıkan futbolcular A takımlara yükseldiklerinde fizik olarak yetersiz kalıyorlar. Bu da yeteneğini sahaya yansıtamamasına sebep oluyor. Hem bu sorunu aşmış oluruz, hem de halka açılarak Lüleburgazspor'a yansıtılacak bir gelir etmiş oluruz.
Biz buraya yazalım da belki okuyanlar olur. Okuyup da kafasına yatanlar olur.
Salı, Nisan 19
Lüleburgazspor - İnegölspor ( 2-0 )
Güzel bir pazar sabahı, güzel bir kahvaltı, güzel dostlarla görüşebilmek/selamlaşabilmek ve özlenilen bir anı yaşamak.. Tuttuğun takımın maçını izleyebilmek.. Ve belki de en güzeli, uzun süre izleyemediğin o takımın galip gelebilmesini görebilmek.
Önce taraftardan başlayayım. İnternette dolaşan 10 otobüs geyiği ve sayılabilen 4 otobüse doluşmak. Onca yaşanandan sonra "ben o otobüslere binmem" diye trip atan arkadaşları ikna turları. Tüm bunlardan sonra çıkılan kısa deplasman yolu. Yarım saate sığdırılan upuzun bir deplasman. Özlenilen anlar..
Babaeski girişinde otobüslerden inmek, tezahüratlar eşliğinde stada doğru yürümek. Ve nihayetinde stada girmek. Ama önce itfaiye kapısından. O çimlere basabilmek maçın hemen öncesinde. Her şeyiyle değişik bir deplasmandı.
Takım hakkında yeteri kadar maç izlemediğim için sadece bu maçı kapsayan bir yorum olacak. Sahada öyle ahım şahım bir oyun olmadı. İnegölspor çok kötüydü ya da biz oynatmadık. Orta sahada banko diye düşündüğüm iki adam da yedeklerde olmasına rağmen orta sahayı rakibe iyi daralttık. Takım oyununa dair söylenecek bir şey yok, en acısı da bu sanıyorum. Fakat kimse de Barcelona edasında bir futbol beklemiyor takımdan. Gerekli şeyleri yapsınlar, o forma ıslansın kafi bizim için.
Menderes ile Birol defansı güzel topluyorlar. Yanlarında Serhat herhalde -Diyar Pala'ya benzeyen adam- iyi oturmuş. Bence o bölgede Levent'e gerek yok. Cabir ve Semih girdikten sonra orta saha da daha iyi oldu. Ve sonuca etki eden iki yan top. Duran toplara iyi hazırlanmış olmalılar, her duran topta tehlike yarattık. Maçı da 2-0 kazandık.
Şimdi hoş geldiniz cadı kazanına.
Her takım tehlikeli, her takımın şansı var. İlk 8 takım plaf-off'lara katılabilir. Puanlar birbirine çok yakın. Üstümüzdeki takımlar sürekli birbiri ile oynayacaklar. İlk 8'de her takımın kendi aralarında en az iki maçı var. Biz de bu hafta çok önemli bir maça çıkıyoruz. Bursa Nilüfer'den mağlup olarak ayrılmadığımız sürece %90 plaf-off'tayız diyebilirim.
Cuma, Şubat 11
Lüleburgazspor - Ünyespor Maçı Kırklareli'de !!
İğneyi başkasına çuvaldızı kendine batırmak atasözünden yola çıkarak başlamak istiyorum yazıma. Kuşkusuz Türkiye Futbol Federasyonun yaptığı yanlıştır. Ancak; 1967 senesinde kurulan bir kulübün de bir antreman tesisi edinememesi ayıptır.
Antreman zamanlarında mahvolan saha maçlarla birlikte iyice bataklık alanına dönüşmüş olup, ileri zamanlar için de umut vermemektedir. Burada futbol oynamak sporcu sağlığını tehtit etmektedir. Bu ayıp kulübümüzündür. Yıllarca boy gösterdiği profesyonel liglere rağmen, ülkemizin Avrupa'ya açılan kapısı konumunda olmamıza rağmen -D100 karayolu vasıtasıyla- ve ufak çaplı da olsa bir sanayi bölgesi olmamıza rağmen hala bir antreman tesisine sahip değiliz. Burada ayıp kimindir, orası tartışılır. Yıllarca kulübün başında olup da günlük başarılarla yetinen yöneticilerin mi yoksa yerel yönetimlerin mi ?
Şuan bir çim sahamız var demek doğru değil nazarımda. Çünkü bir toprak sahaya sahibiz. Hatırlarsınız ki iki hafta önce zeminin futbol oynamaya müsait olmaması sebebiyle Lüleburgazspor - Hayatspor mücadelesi ertelenmişti. Geçen iki haftalık sürede saha futbol oynamaya müsait bir toprak saha halini aldı. Bu şartlar altında federasyonun maçı 8 Kasım Stadında oynatması doğru değildi. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Fakat; tribünlerinde 90 dakika küfür yediğimiz bir kulübün sahasına verilmesi de bir o kadar saçma oldu. Bu da iğne kısmı olsun.
Çuvaldızdan devam...
Şimdi efendim.. Yıllarca Trakya içinde takımlar birbirine köstek olmak için yarışmışlardır. Edirnespor süper ligin kapısından dönerken kıskanılmıştır, Lüleburgazspor Türkiye kupasında yükselirken kıskanılmıştır, Çorluspor kimse yokken profesyonel liglerde olduğu için kıskanılmıştır vs vs. Bu kıskançlıklar vesilesi ile takımlar birbirinin ardından kuyu kazmışlardır. Bu sadece kulüplerin çekişmesi değil taraftarların çekişmesi halini de almıştır. Bu çekişmeler kan dökmeye kadar ilerlemiştir. Lüleburgazspor ile Kırklarelispor arasında zamanında insanların yaralandığı maçlar oynanmıştır.
İğne...
Hadi bütün bunları bir kenara koyalım. Kırklarelispor kulüp başkanı sayın Volkan CAN ile yapılan bir röportajda başkan "Lüleburgazspor taraftarının amatör Kırklareli diye bağırması bize hırs yaptırmış ve profesyonel liglere çıkmamıza sebep olmuştur" açıklamasında bulunmuştur. Bu röportaj maçın Kırklareli Atatürk Stadına verilmesine engel teşkil etmiyor mu ? Eğer etmiyorsa ki etmediği maçın verilmesinden çok net görülüyor, yeni çıkacak sporda şiddet yasasına örnek olarak gösterilebilecek olaylar mı aranmaktadır ?
Futbolun ülkemizde edindiği misyonlardan bir tanesi de insanları sporun centilmenlik çatısı altında birleştirmek değil midir ? Eğer öyleyse bu maçı Kırklareli'de oynatmak hangi akla mantığa hizmet eder ?
İğne...
Son zamanlarda her yere stat sözleri verilmeye başlandı. Bursa'ya, Antalya'ya, Afyon'a, Trabzon'a, Manisa'ya, Kayseri'ye 2. stat vs vs.. Şimdiye kadar dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama medyada adı geçen şehirler arasında Trakya'dan bir şehir yok. Trakya takımlarının oynadığı sahalar çamur deryası iken, tribün kapasiteleri 1500-5300 arasında değişirken Trakya'dan bir şehir yok. Hadi bizim antreman tesisimiz yok, bu bizim ayıbımız. Peki ya statlar kimin ayıbı ?
Kıssadan hisse...
Bu da unutulmuş Trakya'dan bir sitem olsun. Yıllarca bizi unutanları biz de unuttuk. Bizim unuttuklarımızı Türkiye unuttu.
Şimdi gönül rahatlığı ile verin maçı Kırklareli Atatürk'e..
Pazartesi, Ocak 31
Spor Toto 3. lig 1. Grup takımlarından Hatayspor'un teknik direktörü Ramazan Silin, Lüleburgazspor deplasmanında hava koşullarından dolayı sahanın çok kötü olduğunu, hakemin maçı oynatmayarak doğru karar verdiğini söyledi.
Silin, geçen hafta sonu deplasmanda yapacakları Lüleburgazspor karşılaşmasının, saha zemininin karla karışık çamur olması nedeniyle hakem Nevzat Adal tarafından oynatılmadığını, federasyonun belirleyeceği bir tarihte maçı yapacaklarını kaydetti.
Karşılamanın ertelenmesine üzüldüklerini ifade eden Silin, şöyle devam etti:
''Tüm sporcularımız Lüleburgazspor maçına iyi motive olmuşlardı. Maça gittik ancak sürpriz ile karşılaştık. Stat zeminini kontrol eden hakemler maçı oynatmayacaklarını açıkladılar. Hava koşullarından dolayı saha çok kötüydü. Hakem maçı oynatmayarak doğru karar verdi. Maç ileri tarihe ertelendi. Kentte geri dönerek hafta sonu sahamızda yapacağımız, grubun en güçlü ekiplerinden Bursa Nilüferspor AŞ maçına hazırlanacağız. 14 haftadır yenilmiyoruz. Bu unvanı sürdürmek istiyoruz.''
Silin, sakat olan Emrah'ın tedavisinin sürdüğünü, başka eksiklerinin bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Saha kötü kabul ediyoruz, yakışmıyor bize bir zamanlar herkesin gıptayla baktığı saha şimdi bir tarla. Bu saha için ypılanlar sadece günü kurtarmak için yapılan kısa vadeli çözümlerdi, belki bu erteleme kararı bir milad olur bazı şeylerin düzelmesi sağlanır.
Yada yine herşey aynı tas aynı hamam devam eder onu bilemeyiz.
Pazar, Ocak 30
Lüleburgazspor-Hatayspor
Salı, Ağustos 24
Bir Şehrin Tanıtımı
Ülkemizde şehir takımları; "ait olma - mensup olma" hissini en yoğun yaşatan unsurlardandır.
bayrağının asılı olduğu bir vasıta görmek, birinci derecede mutluluk kaynağıdır.
İnsan, sırf bu sembollerden ötürü, kendini orada güvende hissedebilir.
Çünkü, aynı şehrin yollarında yürümüş olmak,insanlar için ortak bir paydadır.
O şehrin stadının yerini bilmek, orada en az birkaç maç seyretmiş olmak,
müşterek hususlardır.
İşte bu, oraya mensup olma hissi, kişinin kendini, şehrinin takımıyla özdeşleşmesini doğurabilir.
Zaten o yüzden statlarda "Lüleburgazspor !.." diye değil; "LÜLEBURGAZ !" diye bağrılır..
Bu şehirler için kümede kalmak bile, şampiyonluk gibidir.
Takım, adından ötürü zaten şehri temsil etmektedir.Ve zaten, futbolun bu derece
popüler olduğu bir ülkede , birinci derecede reklam unsurudur.
Mesela; futbol olmasaydı...Kaçımız Brezilya diye bir ülkenin varlığını umursayacaktık ?....
Ya da, Trabzonspor olmasaydı Trabzon bu kadar ön planda olabilecek miydi?..
Mesela Kayseri..Mesela Sivas ?...
Arjantin'in nobel ödüllü bilim adamı HOUSSAY mı daha ünlüdür , yoksa
Arjantin'in futbol yıldızı Maradona mı?...
Dolayısıyla insanlar ,şehir takımlarını yalnızca takım olarak değil, şehrinin ve kendisinin
temsilcisi olarak görmektedir.
Bu yüzden, şehrinin takımının övülmesinden kendine pay biçebileceği gibi,
dalga geçilmesinden de rencide olur.
İşte bu sebepten, takımın kötü gidişi şehrin genelinin moralini bozmakta;
kahvede, dükkan önü muhabbetlerinde, berberde ve dolmuşta konu bir şekilde
takımın durumuna gelmektedir.
Tabi herkesin kendine göre bir kurtuluş reçetesi mevcuttur.
Ama öncelikle çözüm yolu, takıma sonuna kadar destek vermektir.
Ligde orta sıralarda yer alan takımının maçına gitmeyen insanlar, hedef konulunca
tribünleri tıklım tıklım doldurur hale gelir.
Gerçi hedef şampiyonluk değildir ama, düşmemek te artık şampiyonluk kadar
kıymetli bir neticedir.
Tam bu anda, BAZI GİZLİ GÜÇLERİN DEVREYE GİRDİĞİ komplosu ,insanları gaza getirir
ve ufak bir hata bile infiale sebep olur.
Netice itibariyle, Anadolu'daki taraftarlar takımlarının bir hedefi olmasını ve ŞEHRİN
BÜTÜN BİRİMLERİYLE bu hedefe odaklanmasını bekler..İster.
60'lı, 70'li ve 80'li yıllar böyle geçti..
Ya sonraları ?..
Artık millet kendi şehrinin takımının devamlı geri geri gitmesi,her yıl aynı badirelere uğraması
sebebiyle bıkmış, usanmış..
Memleket takımıyla ihtiyacını gideremeyen, tatmin olamayan insanlar,
ezilmişliğin de verdiği iç güdüyle en çok kazanma şansı olan takımları tutmaya başlamış.
Büyük bir şeyin parçası olmayı sevmeye başlamış.
Başka ve güçlü görünen takımları tutma KOLAYCILIĞI !....
Zaten de, büyüklerimiz tarafından ta küçüklüğümüzden elimize büyük takımların
bayrak ve flamaları tutuşturulmamış mıdır?
Bu babalarımız, dedelerimiz, böyle yaptırarak, kendi memleket takımına
sempati duyma şansımızı zaten en başta elimizden almamışlar mıdır?
Bu da, baştan beri Trakya takımlarının kör talihidir.
Takımlarının hangi ligde, kaçıncı sırada olduğuna bakmaksızın tribüne gelmesi gerekirken,
3 büyüklerin maçlarını tercih etmesi ,en çok kendi takımlarının başarısızlığından
ileri gelmektedir.
Herkesin,bir İstanbul takımı tutma ucuzluğu her ne kadar takımına yürekten bağlı
insan için bahane olmasa da, bu böyle olmaya devam ediyor.
Gün geçtikçe de artıyor.
Bazı Anadolu şehirleri buna şiddetle karşı çıkıp mücadele ediyorlar ama, bu şehirlerin sayısı
bir elin parmaklarını geçmiyor.
Bu kendi takımından beklentilere bir çare bulamayan , bu işten anlamayan yöneticiler
takımların başına geçtiklerinde, kendilerinden puanca üstün takımlardan daha iyi miktarda
ekonomik güç toplamalarına rağmen idari ve teknik bilgilerinin takım yönetmede
yeterli olmaması sebebiyle, o diğer takımların altında yer almakta ve hatta bir alt kümelere
düşmektedir.
Bu durum, senelerce üst üste devam edince de artık millete usanç gelmektedir.
Bir takım üst üste 5-6 sene düşmemeye oynayabilir mi?
Ekonomisi de kötü olmamasına rağmen...Oynuyor ...işte kendi başımızda...
Ve sonunda da küme bile düşürüyorlar..
Bilgisiz, yarım idareci takımı candan ediyor...
Böyle olunca da,son dönemlerde artık şehrinin takımını tutmayanların sayısının
çok üstün olduğunu görüyoruz..
"Zamanında çok tuttuk, birşey olmayınca usandık artık" diyorlar.
Bunlar için "Yaşasın TV futbolu!"...
İdealist olanlar ise,şiddetle ve şiddetle kendi şehir takımını tutmaya devam ediyor.
Bu idealist insanlar, küme düşenin aslında takımları değil, şehirleri olduğunu düşünüyor.
Böyle düşünmekte haksız da sayılmazlar.
Trabzon, Sivas,Kayseri,Van gibi şehirlerin isimlerini elbette biliyor ve duyuyoruz.
Ama, futboldan başka hangi sektör bu şehirleri hafta sonu başta olmak üzere , hemen her gün
evlerimizin içine kadar sokabilir ki ?.....
Bunu bir düşünelim...Çünkü ,
KARAR ZAMANIMIZ !...
Cuma, Temmuz 16
Lüleburgazspor sahaya indi
Cumartesi, Haziran 5
Kasabadan Kente "LÜLEBURGAZ"

Namağlup Şampiyonluk
campione imbattuto
Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...
-
Rakip nispeten bizden daha güçsüz durumda olan Yalova temsilcisi Kadıköyspor. 3 puanı alalım nefes alalım. Hadi yarın herkes 8 Kasım Ar...
-
Kırklareli Süper Amatör Ligi'nde 2024-2025 sezonu 20 Ekimde başlıyor. İlk hafta da deplasmanda Vizespor ile oynayacak olan Lüleb...
-
Rakip ezeli rakip Keşanspor, bu sene Bölgesel Amatör Lig'e yeni çıktılar. Geçmişte çok kez Profesyonel Liglerde karşılaşmışlığımız v...
