fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 29

A be lüle, n'oldu büle, çabuk süle...
Radikal Spor'daki Türkiye Kupası yazı dizisi devam ediyor. Sezgin Rızaoğlu yazdı...  
Yazı dizimizin bugünkü bölümünde bir kupa efsanesi olan Lüleburgazspor'un 1979-80 sezonunda yazdığı destana göz atıyoruz. Bir başka konu başlığımız da 2. Lig takımı olmasına rağmen kupayı kazanan Ankaragücü. Sarı-Lacivertliler'in bu başarısını '12 Eylül cuntacıları', ''Buyurun Birinci Lig'e'' diyerek taçlandırmıştı.
“Bir takım çıktı. Mütevazı bir kent takımı... Hani fotoğraf çektirmek için bile İstanbul 'un üç büyüklerinin yanına sokulamazdı bu takım... Fakat Türkiye Kupası'nda kura cilvesi karşı karşıya getirmişti onları. O mütevazı takım geldi, İstanbul'un göbeğinde o üç büyüklerden birini kupanın dışına itiverdi... Sonra da ikincisini...” der Halit Kıvanç ‘Gool diye diye’ kitabında, 1979–80 sezonundaki Türkiye Kupası’nı anlatırken.
35.000 nüfuslu bir kentin temsilcisi olan o takım, Lüleburgazspor’dur. O yıl, İkinci Lig’deki ilk sezonlarıdır. Mütevazı kadrosuyla takım ligde küme düşmeme mücadelesi veriyordur. Türkiye Kupası ise ikinci plandadır. İlk turda evlerinde Karabükspor'u 4-0'la geçer. İkinci turda ise Boluspor'u 3–2 mağlup ederek tur atlar ve Serpil Hamdi Tüzün’ün çalıştırdığı Beşiktaş ’la eşleşir. Artık mücadele iki maç üzerindendir. Trakya temsilcisinin toprak sahasında oynanan ilk maç golsüz berabere biter. Hatta Beşiktaşlı Mehmet Ekşi’nin saha toprak olduğu için karşılaşmaya çıkma konusunda nazlandığı söylenir.
İstanbul’daki rövanş için Lüleburgaz’a şans verilmez. Ama 90 dakikanın sonunda İnönü’deki skor tabelası 2–1 ile Lüleburgaz’ın bir üst tura çıktığını gösterir. Üstelik takım, daha 18. saniyede Beşiktaş’a gol atmayı başarır. Büyük başarıya imza atan o takımın unutulmaz oyuncularından biri olan İsa Gabralı, bir dergiye verdiği röportajda o maçtaki galibiyet taktiğini şöyle anlatır: “O yıllarda en iyi yaptığımız işlerden biri Hollanda Milli Takımı'nın kullandığı ofsayt taktiğini uygulamaktı. Bu tuzağa Beşiktaşlılar ve özellikle de bugün aramızda olmayan santrfor Bora sık sık düştü.”
Lüleburgazspor bu büyük zaferin ardından Mersin temsilcisi Tarsus İdmanyurdu ile eşleşir. Sahasında ilk maçı 2–0 kazanan Trakya ekibi rövanşta 2–1 yenilmesine karşın çeyrek finale yükselir. Rakip Ziya Şengül yönetimindeki Fenerbahçe ’dir. İlk maç evlerindedir ve 0–0 biter.
19 Mart 1980'de oynanan rövanş maçının yeri, Lüleburgazlı futbolcuların yakından bildiği İnönü Stadı’dır. Fenerbahçe maça iyi başlar, daha 10 dakikada Raşit Çetiner’le golü bulur. Ama Trakya ekibi yılmaz. 38 dakikada Musa Gabralı’nın golüyle cevap verirler. İlk yarı 1–1 berabere biter. İkinci yarı Fenerbahçe yine saldırır. Akın üstüne akın ama Lüleburgaz kaleyi sonuna kadar savunur. Kadrosundaki Musa ve İsa’dan dolayı “Peygamberler Takımı” denilen Lüleburgazspor’u sanki ruhani bir güç koruyordur. Mücadele 1–1 biter ve Lüleburgazspor averajla yarı finale çıkar. Küçük bir kasaba takımı, aynı sezonda iki İstanbul devini saf dışı bırakır. Ertesi gün bir gazetede “A be lüle, n'oldu büle, çabuk süle…” başlığının atılmasına vesile olur. Ardından yarı finalde Galatasaray ’la eşleşmeyi bekleyen takım, Altay’la oynar. Sahadan 4–1 ve 2–0 mağlubiyetlerle ayrılan takım, kupaya veda eder ama Türkiye Kupası tarihine geçer.
(...)
 
TribünDergi kaynaklıdır.

Pazartesi, Şubat 21

Fenerbahçe Oyuncu Değerlendirmesi

Şimdi de Fenerbahçe'ye bir göz atalım.

Volkan Demirel : Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli kalecilerden birisi de Volkan Demirel.
Beşiktaş maçında yediği gollerde yapabileceği bir şey yoktu. Gol olan şutları çıkarmak o kadar kolay değildi. Onun dışında fazla sıkıntılı bir maç çıkardığını söyleyemem.
Sadece Almeida'nın şutunu çıkardı. Eğer o pozisyon gol olsaydı Beşiktaş farka gidebilirdi.

Gökhan Gönül : Uzun zamandır bu kadar pasif izlememiştim Gökhan'ı. Hafta başından beri idman yapmamıştı. Sakatlığı söz konusuydu. Maça çıkıp çıkmayacağı maç saati belli olacaktı.
Oynayamamasında etken bu mudur yoksa Simao'yu durdurmak için mi savunmada kaldı bilmiyorum. Eğer savunma yapmak için taktik icabı kaldıysa eksi not alacaktır. Bu kadar silik oynaması şaşırtıcıydı.

Diego Lugano : Bu tarz oyuncular taraftarı tarafından sevilir, rakip takım taraftarı için de çirkeftirler. Bu yüzden Fenerbahçeliler çok severken diğer takımın taraftarları nefret eder. Dün akşam da Ferrari ile girdikleri ikili mücadeleleri izledik her duran topta.
Hücumdaki kabiliyetinin yanında savunmada da takıma çok şey katıyor agresifliği ile. Bir çok kez Gökhan Gönül'den sıyrılan Quaresma ile karşı karşıya kaldılar. Quaresma'nın kaleye yönelmesine engel oldu. Fenerbahçe'nin en iyi olduğu bölgede oynuyor zaten. Yobo ile uyumları çok iyi.

Yobo : Uche ile Högh savunmasından sonra uzun zaman böyle bir ikiliye sahip olamadı Fenerbahçe. Yobo bu senenin en iyi transferi konumunda. Gerçekten harika oynuyor. Dün gece hatasız oynadı.

Andre Santos : Bu adamın oyununu hiç bir zaman benimseyemeyeceğim. Oynadığı mevkiye göre çok yavaş. Quaresma ile her karşı karşıya gelmelerinde çok fazla zorlandı. Hücuma çıktığında artistik hareket yapacağım diye atakları baltaladı. Dia ile anlaşmaları iyi değildi. Ne savunmada iyi oynadı ne de hücumda. Sahanın kötülerinden biriydi.

Mehmet Topuz : Kayseri maçındaki Mehmet'ten eser yoktu sahada. İlk yarı sona erdiğinde istatistiklerde 5,5km koştuğunu görünce çok şaşırmıştım. Çünkü sahada hiç görmedim Mehmet'i. Vasatın çok altında bir performans sergiledi. Taktik icabı sağ kanadı kullanmadıysa Fenerbahçe bilemiyorum ama sağ kanat hücumlarında bundan önceki haftalarda çok etkiliydiler. Bu maç Fenerbahçenin sağ, Beşiktaşın ise sol kanadı hiç yoktu sahada.

Selçuk Şahin : Hep derim, Allah insana Selçuk Şahin şansı versin diye. Hep böyle düşünürdüm. Ama Selçuk son haftalarda epey şaşırtıyor beni. Performansı çok iyi gidiyor. Dün akşam da sahada sırıtmadı. Hücum bazında yetersiz olsa da Beşiktaş orta sahasının Fenerbahçe oyun düzenini dağıtmasına engel olmaya çalıştı.

Emre Belözoğlu : Türk futbolunun asabi çocuğu.. Bir kaç haftadır sinirleri alınmış vaziyette sahadaki mücadelesine devam ediyor. Azizsilin denilen olay mı oldu bilemiyorum.
Akşam beklenen performansının çok altında bir performans sergiledi Emre. Sakatlığı nedeniyle eleştirmek istemiyorum. Çünkü sakat oynadığını biliyorum. Bu hafta Emre'yi es geçelim.

Issiar Dia : Maçın ilk yarısında Ekrem'in bulunduğu kanadı hallaç pamuğu gibi attı desek fazla abartmış olmayız. Sahanın en iyi oyuncu Dia'ydı. Sürati ve driplingleri çok iyiydi. Fakat o da son vuruşlarını, bitirici paslarını geliştirmeli. Bu gelişim Aykut hoca ile olur mu pek emin değilim.

Alex De Souza : Hep eleştirilir, hatta Türkiye liglerinin en çok eleştirilen futbolcularından biridir. Bu eleştirenler arasında kendimi de sayabilirim. Alex'in olduğu takım yavaşlar, oyunu soğutur diye düşünürüm. Hala da öyle düşünüyorum. Benim futbol karakterime uyan bir oyuncu değil.
Ama sezarın hakkı sezara..
Bu maçta sahanın en iyi oyuncuları arasında yer aldı.
Topu ayağına alışı, rakip baskı yaparken vücudunu topla rakip arasına koyuşu, topu saklayışı vs vs. Bu adamın ayağından topu almak gerçekten çok zor. Bir de bütün bunları üç golle süslemesi çok iyiydi.
Takım çökmek üzereyken arkadaşlarının ileri çıkmasını istemesi ve sonrasında kazanılan bir kornerde Ferrari'nin atılması ve komutayı eline alması sıradan bir futbolcunun yapacağı şeyler değildi.

Niang : Transferinde spekülasyonlar çok fazlaydı. Bu yaştaki bir adama bu kadar para verilir mi deniyordu.
Belki gol atamadı ama Beşiktaş savunmasını yerle bir etmeye çalıştı. Zaman zaman başarılı oldu, zaman zaman başarısız. Ama maçın genelinde iyiydi. Sol kanatta oynamadığında nasıl bir futbolcu olabileceğini Aykut Kocaman'a gösterdi.
Hele iki Beşiktaşlı futbolcuyu terse döndürüp 70 metre top sürüp yaptığı vuruş çok iyiydi.

Ve sıra geldi Aykut Kocaman'a..

Aykut Kocaman : Fenerbahçe'nin başına geldiğinde Türkiye'den de bir Alex Ferguson çıkar mı diye düşündüm. Çünkü camianın içinden gelen ve çok fazla destek alan bir adamdı. Zaman içerisinde istediği transferler yapıldı. Takımın çehresini değiştirdi, Brezilya hegemonyasına son verdi.
Sezon başında Alex'i göndermeye çalışması önceleri takımın dengesini bozdu. Sonrasında ise barış sağlandı ve Fenerbahçe bu halini aldı.

İlerisi için umut veriyor. Ama takımı geriye yaslama huyundan bir türlü vazgeçemedi. Bu şekilde puan kayıpları yaşadı. Bütün bunlara rağmen bu huyundan vazgeçemedi.

Saha içerindeki umursamaz tavrı, enerji yoksunluğu pasif gibi gösteriyor. Oyuncu değişiklikleri ile maç döndüremiyor, aksine önde götürdüğü maçlarda taraftarını sıkıntıya sokuyor. Tecrubesizliktir umarım. Yoksa ilerleyen zamanlarda büyük teknik direktör olamaz.

Hakemlere ayrı bir başlık açmanın gereği yok. Sadece hatalarının olduğu dakikaları ve bazı pozisyonları yazacağım.

*Ekrem Dağ'ın daha ilk dakikada sarı kart görmesi gerekiyordu. Haliyle 15. dakika dolaylarında oyundan atılması gerekiyordu.

*Beşiktaş'ın ikinci golünde Alex'e verilen elle oynama yanlış bir karardı. Akabinde gol geldi.

* 50-55 arasında Ferrari ile Lugano'nun bir pozisyonu vardı. O pozisyonda penaltı vermeliydi.

*63. dakikada Lugano'nun hareketi fauldü. Kırmızı kart doğru fakat penaltı yanlıştı.

* Son bölümlerde Gökhan Gönül 2. sarı kart ile atılmalıydı.

Son olarak hakemlerin sahadaki asli görevi oyunun akışını sağlamaktır. Avantaj kuralını gerektiği gibi uygulayamadılar. Bu şekilde de Beşiktaş'ın iki, Fenerbahçe'nin bir pozisyonu hakem düdüğüyle kesildi. O pozisyonların kesinlikle devam etmesi gerekiyordu.

Beşiktaş - Fenerbahçe ( 2-4 )

Güzel maç oldu mu, olmadı mı ?
Bu sorudan önce yine dillerde hakem var.
Maçtan önce herkesin temennisi "hakem konuşmaz umarım" idi. Fakat hakem konuşuluyor, konuşulmalı..
Ama konuşuluyor.
Hakemin sonuca direk etki ettiği bir gerçek.

Maçın teknik analizini yaparsak Beşiktaş beklenin altında bir performans göstererek başladı maça. Sahada silik bir Beşiktaş vardı. Sahanın her yerinde basan bir Fenerbahçe karşısında teslim bayrağını ilk yarım saatte çekti.
Bu teslim oluş Fenerbahçe'nin geriye yaslanmasına kadar devam etti.

*Ara Not: Geçenlerde Chelsea maçında hakem Chelseali futbolcuya ilk dakika içinde sarı kartı göstermişti/gösterebilmişti. Ne zaman bir derbi maçında hakem ilk dakika içinde sarı kart gösterebilirse o zaman Türk hakemliği ulvi seviyeye ulaşacaktır.
Daha golü atmadan Ekrem'in sarı kart görmesi gerekiyordu. Hatta 15. dakikada da atılması gerekiyordu. Nitekim aynı Ekrem beraberlik golünün sahibi oldu 43. dakikada.

Aykut Kocaman'ın futbolu çirkinleştiren bir huyu var. Karşısındaki takımın kim olduğunun hiç bir önemi yok. Fenerbahçe skor üstünlüğünü yakaladığı an geri yaslanıyor. Rakip takımın oynamasına izin veriyor. Bu sayede rakip takım yenilgi şokundan çabuk kurtuluyor ve Fenerbahçe kalesine yüklenmeye başlıyor. Böyle olunca da gol yemeniz kaçınılmaz oluyor.

Aslında bu bağlamda futbolu boksa benzetebiliriz. Rakibine aparkatı vurduktan sonra köşesine çekilip rakibinin ayılmasını bekleyen bir boksör gördünüz mü ? Fenerbahçe'ye bakın göreceksiniz.

İkinci yarının hemen başında gelen golde frikik kararı bana göre tartışmalı. Elin topa doğru bir hareketi yok. Kolun açık olduğunu kabul edebilirim fakat o mesafeden o el verilmez, verilmemeliydi. Bu bir çarpmadır.

Fenerbahçe kalesinde açık verip gol ararken Beşiktaş'ın Almeida ile yararlanamadığı bir pozisyon var ki o da maçın kırılma anlarından birisi. Zaten Alex de ifade etmiş. O poziyon gol olsaydı Beşiktaş farka gidebilirdi.

Ve ardından gelen kırmızı kart ve penaltı..
Penaltı için bir şey diyemeyeceğim. Çünkü öncesinde Lugano'nun faul yaptığını düşünüyorum. Ama Ferrari'nin hareketi kesinlikle kırmızı karttı. Bu da bir başka kırılma anı oldu.

Daha önce Schuster'in Türkiye Ligini küçümsediğini düşündüğümü söylemiştim. Bu maç da ortaya koydu ki Schuster Fenerbahçe'yi analiz etmemiş. Bir derbi maça bile gerektiği kadar hazırlanmayan bir antrenörün arkasında durulması gerektiğine inanmıyorum. İstikrar da bir derece önemli kalıyor bu pozisyonda. Gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu derece önemli bir kadroyu ancak bu kadar kötü idare edebilirsiniz. Takımda kaldığı her gün daha da bataklığa sürüklenecektir. Tabi bir yandan da öz evlat korkusu hakim. Günlük idarecilere teslim edilecekse takım Schuster'in kalması daha iyi olur.

Sonuç olarak Fenerbahçe 4-2 galip geldi.
Hakem futboldan daha çok konuşuldu.
Schuster ve Aykut kendilerini ispatladılar. İkisi de iyi antrenör ya da iyi taktisyen değiller.
Ya da Schuster iyi olabilir de fazla önemsemiyor ama Aykut kötü.

Aykut Fenerbahçe'nin başına gelirken aklımda Fenerbahçe'nin Alex Ferguson'u olur mu diye düşünceler vardı.
Biraz umudum kırıldı diyebilirim.
Bakalım ilerleyen zamanlar neyi gösterecek.

***

İlkkan'ın biralar biterken yazıya da son vereyim.
Teşekkürler kardeşim..

Çarşamba, Şubat 16

Taurasi Skandalı


Hepimizin hatırlayacağı üzre Fenerbahçe bayan basketbol takımı oyuncusu Diana Taurasi'nin doping yaptığı gerekçesiyle tedbir kararı verilmiş, gelişmeler üzerine ise Fenerbahçe ile sözleşmesi fesh edilmişti.


Şimdi ise işler tersine döndü. Taurasi'den alınan numunelerin sonuçlarının yanlış olduğu belirlendi. Cezasının kalkması söz konusu. Fakat Fenerbahçe, Taurasi'nin sözleşmesini fesh ederek yerine yabancı oyuncu getirdi. Yabancı kontenjanı dolu. 

Dünyanın en iyi bayan basketbolcusu olarak adledilen Diana Taurasi'nin yokluğunda devam ediyor Fenerbahçe Avrupa Kupası maçlarına. Aleni şekilde bir adaletsizlik olduğu ortada. Merak edilen kısım ise Federasyonun ne gibi bir karar alacağı. 


Fenerbahçe'ye yabancı kontenjanı hususunda taviz vermeleri durumunda diğer takımların hakkı yenecek, verilmediği durumda Fenerbahçe'nin aleni bir şekilde hakkı yenmiş olacak. Kısacası bir skandal başka bir skandal kararla örtbas edilecek. Sonuç olarak Türkiye Bayan basketbolu bir kaos ortamından başka kaos ortamına sürüklenecek.

Salı, Şubat 15

Beşiktaş - Fenerbahçe

Şimdiye kadar elimden geldiği kadar derbi maçlarına değinmeye çalıştım. 
Yine önümüzde bir derbi maçı var. 
Beşiktaş JK - Fenerbahçe..



Maç 20 Şubat 2011 tarihinde İnönü stadyumunda oynanacak.
İki takım bugüne dek 325 maçta karşı karşıya gelmiş. Bu maçlardan 118'ini Beşiktaş JK, Fenerbahçe ise 122 maçı kazanmıştır. 85 müsabakada ise son düdük beraberliğe çalınmış.

Beşiktaş bu sene efsane denecek bir kadroya sahip. Sezon başında yapılan transferler devre arası transferleri ile harmanlandı. Guti'nin oyuna etkisi çok güzel. Kanatlardan Quaresma ve Simao ile yapılan hücumlar çok tehlike yaratıyor. İleri uçta ise gidişiyle Werder Bremen'i gol yollarında sıkıntıya sokan Hugo Almeida var.
Orta alandan ilerisi ile komplike bir takım Beşiktaş. Ama orta alandan gerisi de bir o kadar kötü.

Fenerbahçe ise skor üstünlüğünü elde ettiği andan itibaren oyunu soğutan bir takım hüviyetinde.
Tam saha pres ile başlıyorlar. Rakibi bunaltıyorlar. Golü atıp geriye yaslanıyorlar. Bir çok maçın son dakikalarında sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü geri yaslanmaları rakibin özgüvenini arttırıyor.
Kayserispor karşısında ilk 20 dakika çok iyi mücadele ettiler. Skor üstünlüğünü yakaladıktan sonra geri yaslandılar. Ara ara tempoyu yükseltseler de yeterli düzeyde değillerdi.

Sonuç olarak derbi maçların öncesi ya da sonrası yoktur. O günkü psikoloji en önemli etkendir. Bu yüzden de her zaman üç sonuca açık maçlardır. Ben maçın çok hareketli bir maç olacağını düşünmüyorum. Schuster ligimizi küçümsüyor. Bu yüzden yeteri kadar hazırlanmayacağını düşünüyorum. Aykut Kocaman da savunma önlemleri alacaktır. Bu yüzden maçın orta saha maçı olacağı kanısındayım.

En Farklı Skorlar:

Beşiktaş 0-5 Fenerbahçe ( 1930 İL )
Beşiktaş 7-1 Fenerbahçe ( 1941 Dörtler K )
Beşiktaş 0-7 Fenerbahçe (1958 ÖM )


Aralarında ki 5 maç hükmen galibiyetle sonuçlanmıştır. Bu hükmen galibiyetlerin 3 tanesi Fenerbahçe lehine iken 2 tanesi Beşiktaş lehinedir.





Aralarında ki en gollü maç ise 11 Ağustos 1974 tarihinde TSYD kupasında oynanmıştır ve Beşiktaş maçı 5-4 kazanmıştır.




Bakalım bu maçı kim, hangi skorla galip kapatacak. Ya da berabere biterse nasıl bir sonuç çıkacak ortaya. Bekleyip göreceğiz 22. haftanın sonunda.



Salı, Aralık 22

Seni andım bu gece. Kulakların çınlasın.



Ne zaman bir Türkiye Kupası muhabbeti açılsa aklımıza gelen iki şey olur
1-(Ortamda Fenerbahçeli varsa) "Kaç sene oldu Fenerbahçe alamadı." "Kesin bu sene alır."
2-Lüleburgazspor.Birde orada bir muhabbet daha döner "Oğlum var ya Galatasaray gelseydi kesin elerdik. Kupayı da alırdık."
Yine bir Türkiye Kupası haftası.İsmi değişse de biz hep hatırlayacağız.1979-1980 sezonunu.

Kupa Programı

22 Aralık Salı
17:30 Antalyaspor-Eskişehirspor TRT
20:30 Manisaspor-Beşiktaş TRT

23 Aralık Çarşamba
13:30 Giresunspor - Bursaspor
Konya Şeker - Kasımpaşa
Denizli Bld - Ankaragücü
Sivasspor - Tarsus İdman Yurdu
18:30 Fenerbahçe - Altay TRT
21:30 Galatasaray - Trabzonspor TRT

Cuma, Aralık 18

Pazar, Kasım 22

4,5 yıllık saltanat bitti...


Geç oldu ama derbiyi yazmak istedim.Maçı seyredemedim,şimdi 20 dakikalık özetini seyrettim.İki takımda kontrollü başlamış ama sanki deplasman takımı Beşiktaş.Büyük(!) Mustafa öyle buyurmuş.Neyse bence iyi olmuş çünkü Fenerbahçe'ye oynayarak değil F.Baçe'yi oynatmayarak yenmek daha mantıklı belki.Maç çok kaliteli bir maç değildi derbi değilde sanki iki orta sıralardaki Anadolu takımının iddiasız maçı gibiydi.Ortasahası sağlam duran maçı kazanacaktı.Maç başlarında ibre Fenerbahçe'den yanaydı fakat Emre'nin sakatlanmasıyla Beşiktaş bir oh çekti.Bu dakikadan sonra "Dağ" gibi olan Saçsız kral Ernst ortasahada "Fink" attı.Buna karşılık Baroni ve Alex bu sağlamlık karşısında eridiler.Kazım'a top geçiremediler.geri gelen Kazım daha fazla koşarak yoruldu ve ileri bölgede fayda sağlayamadı bunu sonucunda da sinirlerine hakim olamayıp kızardı.

(...)


"Söyle bize İbrahim dün gece ne içtin sen"

10 senedir Beşiktaş'ta sol beki kimselere vermeyen Deli İbrahim dün gece Fenerbahçe'nin sağ kanadını 4 şeritli otoban yaptı.İlginç olan ileri çıkmasına rağmen oradan Fenerbahçe atak bile geliştiremedi.


Daum gençlere önem vermiyor.

Diyeceksiniz ki "sanki Denizli veriyor." O da vermiyor.Emre sakatlanıp çıkmış yerine kimi alırsın Türkiye'yi çok seven fakat bildiği halde tek kelime Türkçe konuşmayan adam.Ben bir Beşiktaşlı olarak Emre çıkarken Özer'in girmesini bekledim Vederson girdi ve bence Fener'in sonu oldu.

Neyse bir derbi daha bitti.Beşiktaş 4,5 yıl sonra Fenerbahçe'yi yendi.Maç saati İnönü'deydim girmedim çünkü maçla ilgili en ufak bir umudum yoktu.Kazanılmasına sevindim.


Bu yazıyı girerken Galatasaray maçı bitti.Harry Kewell ile 1-0 öne gen GS, 83' te Simpson'dan gelen golle 1-1 berabere kaldı.Çokta iyi oldu.


Yeni yine yeniden söylüyorum bıkmayacağım hep söyleyceğim;

"YETER YILDIRIM DEMİRÖREN YETER"

Çarşamba, Kasım 18

Ara beni...


Haftasonu oynanacak derbinin bilet fiyatları 75 ile 650 tl arasıymış.Ohaaa!!

Stada girişte tek tek kimliğe bakılıp alınacakmış kimliği olmayan giremeyecekmiş.Yuhh!!

Valla ne diyeyim Sayın(!) Demirören gece gece hiç güleceğim yoktu.


Pazartesi, Kasım 16

Güle Güle EL SANTO


Şaraçoğlu Stadı'nda Fenerbahçe'ye attığı golden sonra yaptığı bu şov ile tanıdık bu adamı.Ankaraspor ve Ankaragücü'nde de top koşturan De Nigris bu sezon Yunanistan'ın Larissa takımına transfer olmuştu.Oynadığı süre içiersinde ligimize yeni renkler kattı.
Duyduk ki kalbine yenik düşmüş.
GÜLE GÜLE Antonio De Nigris...

Cuma, Ekim 23

Avrupa Ligi

Fenerbahçe maçının ilk 15 dakikası (TNT o kadarına izin verdi),Galatasaray maının da özetini seyrettim.İki takımımız da Rumenlere karşı galip geldi.
Pazar günkü derbi için söyleyeceğim:
Leo Franco formsuz ama Keita,Nonda,Kewel ve Arda Fenerbahçe'yi zorlar;Fenerbahçe'de Semih ve Güiza yok, Alex ve Lugano tehditi var. İçimden geçen bol gollü seyir zevki yüksek bir maç.

Pazartesi, Eylül 14

Türkçe'nin azizliği mi yoksa ...

İnternetspor'dan ceza haberi :))

Bir kaç gün önce yayınlanmış bu haber şimdi düzeltilmiş

linki http://www.internetspor.com/pic-kurusuna-3-mac-ceza-verildi-news12702.html

çok terbiyeli(!) milli futbolcumuza yapılan terbiyesizlik...



Namağlup Şampiyonluk

campione imbattuto

Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...