KASABAYA BİR ÇİFT SÖZ : 8 KASIM STADI BİZİMDİR; KALE DİREKLERİ SİZİNDİR.

Çarşamba, Mart 31

Şampiyonluk ?!

Hayat garip vesselam. Üst lige çıkma planları yaparken birden kendini düşmeme korkusunu yaşarken buluverirsin. Asıl başarı nedir sizce ? Şampiyon olmak mı ? Düşmemek mi ?

Her kafadan bir ses çıkıyor. Geçen seneden beri bazı sözler işitmekteyiz. Geçen sezon kaptan Gökhan takımdan ayrılırken "askerlik problemi var" denilmişti. Üst lige gitmesi gerekiyor denmişti ama Siirtspora gitti. Bu sene Talha'nın askerlik problemi oldu. Üst lige gitmesi gerektiği söyleniyordu. Ama alışıktı herkes.. Yalan olduğunu biliyordu ve inanmıyordu.

Şampiyonluk sıralamasından 1 sıra geride olsak da en çok şans verilen takımların da başında bizim ismimiz geliyordu. Gaziosmanpaşa ile şampiyonluk yarışına gireceğimiz söyleniyordu. Bu düşünce bu ligleri takip eden bir çok kişinin ortak düşüncesiydi. Ardından Talha'yı sattık, Alişan ve Hakan gitti. Şuanda ise Gaziosmanpaşa ile 15 puan fark var.

Lüleburgazspor hiç kimsenin tekelinde değildir. Hiç kimse kafasına göre at koşturamaz diyorduk. Ama halkı takımdan o kadar soğuttular ki; hiç kimse Lüleburgazspor'un durumunu sormaz oldu. Yönetimimiz unutmasın ki taraftarı hor gören şampiyonluğu zor görür !

Pazar, Mart 28

Aşkın derin paslarına birlikte koşacaktık

Ne güzel söylemiş FD bu sözü değil mi?
Bu takım geçen sene bu zamanlar 2.lige yükselmek için playoff oynuyordu; Çok değil 3-4 ay önce ise lig lideri olmak için büyük avantaj elde etmişti.Ama olmadı zaman herşeyi değiştirdi, rüzgar tersten esti. Bizi ligin dibinde olmama mücadelesine soktu.

Bugün Trakya derbisindeydik. Hafif olarak yağan yağmur bizim stada adım atmamızla şiddetini arttırdı,ıslandık bizi kapalıya alsınlar diye polisle bile tartıştık.
Yetkililere iletilen içeri alma önerisine yetkililerden gelen cevapta hem ilginç, hem de üzüntü vericiydi.
Neyse birilerinin bize acımasıyla kapalı tribüne girdik. Bizi içeri alan o insan kimse şükranlarımı iletiyorum.

Maça gelince klasik 11 ile başladı Ahmet Hoca. Ama Emre'nin daha maçın başında sakatlanması belki de maçın kaderini değiştirdi. Yerine giren Samet attığı iki nefis golle maçın yıldızı oluyordu.
Biraz daha kilo verirse ve satılmazsa takımın 10 sene boyunca değişmezi olur.
Bir parantez de defansın göbeğinde 90 dk oynayan Emre Pehlivan ve sonradan oyuna giren Anıl Atbakan'a "Aferin Çocuklar" bu takımda Burgaz çocuğu da oynayabileceğini gösterdiniz böyle devam edin kapın formaları vermeyin bir daha...
Maçın adamı ise herzaman ki gibi Deniz Kaçan. Bugün yine tabir-i caizse "yırttı kendini".
Çerkezköy bugün aldığı mağlubiyetle kümede kalmayı mucizelere bıraktı.
Bugün alınan sonuçlarla alt taraf cadı kazanı oldu.Çerkezköyspor'u da katarsak 5 takım(İnegöl,Oyak,Bayrampaşa,Alibeyköy ve Çerkezköy) düşecek olan diğer iki takım olmamak için kıran kırana mücadele verecek.Küçükköyspor ise küme düşmeyi çok daha önce garantilemişti.

Cumartesi, Mart 27

Trakya Derbisi


Bu hafta derbiler haftası

bizim derbimizde bize göre dünya derbisi

biz kendi yolumuza bakıp kazanmak zorundayız.

Lüleburgazlı uyuma da maça gel takımını destekle.

28 Mart 2010 14:30





Resim Trakya Ateşi'nden (ç)alıntıdır

Pazartesi, Mart 22

1943 - 2010


"Spor; dostluk, barış ve kardeşliktir" söyleminin en canlı örneğiydi o.
Güle güle Büyük Başkan.Nur içinde yat

Pazar, Mart 21

Devam edin size çok yakışıyor

Bayrampaşa 1-0 Lüleburgazspor

Super Classico


Bu akşam Arjantin'den yayılan derbi dalgası tüm dünyayı saracak.
Boca Juniors evinde ezeli ve ebedi rakibi River Plate'i ağırlıyor.
1905 yılında kurulan iki kulüpten Boca fakir mahalleleri, River ise zengin kesimi temsil ediyor.Şu zaman kadar oynanan maçlarda 200 yakın insan öldü bunların çoğu River Plate taraftarı.
Son zamanlarda heyecan biraz azalmış olsa da yine derbi derbidir.
Bu akşam saat 8'de başlayacak maçı NTV Spor canlı yayınlıyor.İyi seyirler.

Bana sorarsanız bu maç Boca'nın :)

Cuma, Mart 19

Lüleburgaz'ın Amatör Lig'deki güçlü temsilcisi Yıldrımspor 21 Mart pazar günü Babaeski'ye konuk oluyor.Haydi Yıldırım çarp şu Babaeski'yi.
Lüleburgaz'ın PAF takımı da Toprak saha da Vizrspor'u ağırlıyor.
Maçlar pazar günü 14:30.


(elinde Yıldırımspor'un amblemi varsa bana gönderebilirmisiniz?)

Pazartesi, Mart 15

Futbolda Gelişim

Futbolcu olmak ayrı bir olgudur.. Yetenekli olmak gerekir elbette ama önemli olan çalışmaktır. En başta kafada futbolcu olabilmektir mesela..


Futbola ilk başladığım zamanlarda Lüleburgazspor Spor Okulu vardı. Oraya giderdik ve gittiğimiz gibi ikiye ayrılıp maç yapmaya başlardık. Doğruyu söylemek gerekirse bana bir faydası dokunduğunu söyleyemem. Kısa süren futbol hayatımı noktalandırdığımı düşündüğüm zamanlar çok olmuştu. Çünkü seçilememiştim..


Aradan uzun zaman geçmişti. Mavi önlüğü atıp takım elbiselere bürünmüştük. Bildiğin ceket filan giyiyorduk, orta okul yıllarının sondan bir önceki senesiydi. Yetenkli olduğumu düşündüğüm zamanlardı ve okul takımına seçilmiştim. Oradan da kulübe gitmeye başlamıştım. İlk bir kaç antremandan sonra hocamız sevgili Müjdat Eraslan bizden "futbol nedir?" başlığı altında bir yazı yazmamızı istemişti. Benimse kompozisyon sınavları hariç pek yazdığım söylenemezdi. O zaman farklı bir yerde olduğumu, olmak istediğim şekilde olabileceğim bir yerde olduğumu anlamıştım..


Sonuç olarak ben futbolcu olamadım. Ama istediğim şekilde geliştim. Müjdat hocamın hayatımdaki yeri önemlidir. Şuan ben bir insansam, bunda onun payı çok büyüktür. Apaçi olabilecek bir durumdaydım çünkü..


Gelelim bu konuyu blogta işleme amacıma..

Futbol bir oyundur nihayetinde ama gelişmeyi gerektiren ve rekabetin hat safhada olduğu bir oyun ve bu oyunun gerekliliklerini yerine getirmek zorunda olduğun bir oyundur.. Yani çalışmak zorunda olduğun..


Çalışmak sadece vücut kaslarını geliştirmek değildir. Aklını geliştirmek de gereklidir futbolda.. Bakış perspektifini genişletmek, oyuna tam anlamıyla hükmedebilmek.. Yani işini adam gibi yapabilmek. Bir çok futbolcu bu durumdan yoksun. Söze gelince bizler profesyonel sözlerini söyleyebiliyorlar ama ne alt yapı gelişimi olarak ne de profesyonel yaşam olarak bir haltı beceremiyorlar.

Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlar, Türkiye'deki en yetenekleri genç oyuncuları alt yapılarına kazandırıyorlar. Bir çok yıldız adayını alt yapılarına kazandırmayı başardılar. Bunları örneklerle çoğaltmaya kalksak dünyaları yazabiliriz lakin A takıma çıkanları yazmaya kalkarsak bu sayı çok az oluyor nedense.. Fenerbahçe'nin alt yapısından çıkan oyuncular çok az. Beşiktaş ve Galatasaray'ın biraz daha fazla ama yeterli değil. Bir Barcelona'ya bakın ya da Avrupanın çok para harcamayan herhangi bir takımına bakın. Neredeyse her takımın alt yapısından çıkardığı çok yetenekli bir kaç oyuncu var. Peki bizim takımlarımızda neden bu sorunsal fazlasıyla hissediliyor ?

Alt yapı ile A takım arasında iletişim bozukluğu çok fazla.. Alt yapıda oynayan bir oyuncu A takımdakileri neredeyse hiç görmüyor bile. Bırakın birlikte çalışmayı bir kere göz göze gelmiş değiller. Alt yapıdan A takıma alındığında bir bocalama dönemi yaşıyorlar. Verilen şanslarda bu döneme tekavül ediyor ve o takımın oyuncusu olamayacağı tescilleniyor. Tribünler yeterli sabrı göstermiyor keza yönetim ve teknik kadro da aynı şekilde.. Dış kapının dış mandalı oluveriyor hemen.

Yönetimler yeterli desteği vermiyorlar.. Alt yapıdan çıkan oyuncunun tutunacağı bir dal olması gerekli ve bu dal da olsa olsa yönetim olur. Çünkü genç bir beyin tutunacağı en sağlam dalın yönetim olduğunu düşünür. Yönetim istemedikçe gönderilmeyeğini düşünür ve mental olarak sahaya verebilir kendini. Bu da yeteneklerini kısıtlamadan sahaya vermek demektir.

Sonuç olarak futbolcu olabilmek için iyi yetişmek gereklidir. Bunun temeli de çok ufak yaşlardan itibaren aldığın düzenli ve sağlıklı eğitimden geçmektedir. Bugün Liglerimizde oynayan kaç futbolcu bu eğitim iyi bir şekilde almıştır sizce ? Lüleburgazspor'da bu durum nasıldır acaba ?

Cumartesi, Mart 13

Küçükköy - Lüleburgazspor

Pazar yani yarın Küçükköy deplasmanına gidiyor takım.Şu an son sırada bulunan Küçükköy'ün yediği gol 96, bu maçı kazanmakla yetinmeyip bu sayıyı 100'e tamamlamak gerekir.Bi' yenin artık
Maçı radyo verecek mi? Haber alan yazsın

Perşembe, Mart 11

Küçük Takım Olmak

Başlıktan dolayı hemen çullanmayın üstüme. Küçük takım dediysem ekonomik anlamda.

Mesela Lüleburgazspor.

Kulüp değeri 1M €'yu bulmayan bir takım olan Lüleburgazspor taraftarı olarak diğer takımlarla karşılaştırma yaparız kendimizce.

Deriz ki: Bu takım niye 2.lige çıkmıyor, çıkarılmak istenmiyor. Ya da "yav abi para yok nereye çıkacak. "

Evet para yoktur. Neden yoktur?

1- Stadın kapasitesi küçüktür, bilet fiyatları yüksek tutulur. Süper ligte bile 1 TL bilet fiyatları sunan kulüpler varken 3. lig maçına 20 tl bilet fiyatı biçildiği görülmüştür.

2-Sponsorluk geliri hiç denecek kadar azdır. Hatta yoktur.. Hatır gönül ilişkisine forma reklamı alınır. Yapılan anlaşmayı sadece kulüp yönetimi bilir.

3-Bilet dışında kulübe gelir getirecek bir sistemin olmaması.

Daha da arttırılabilir, fakat bu üç neden önemli -en azından benim için-..

Şimdi nasıl yapılırsa güzel olur.Tekrar söylüyorum bu benim fikrim.

Birinci maddede stadın kapasitesi küçük olabilir demiştik.Şimdi diyeceksiniz ki; Ya zaten kaç kişi geliyor ki stada yeter bu. Evet bunu geçen sene gördük. Kulübün yediği para cezalarının %70 i merdiven boşluğuna oturulmasından dolayı. Mesela güzel bir planlama ile kale arkalarına yapılacak portatif tribünle bunu aşabiliriz. Bu tribünü yaparken sponsor bir firma bulmak ve bu tribüne onun ismini vermek lazım. Örnek Antalyaspor'un Adopen Tribünü gibi.

Asıl en önemli madde bu: Sponsor.

Lüleburgaz esnafı,fabrika sahibi, önde gelenleri Lüleburgaz için elini cebine atmıyor. Bu konu da herkes hemfikirdir. En basiti bir forma reklamımız bile yok. Bundan dolayı hala azıcık sivrilen oyuncuyu satıyoruz. Sonra yerine oyuncu alıyoruz, uyum süreci derken sezon bitiyor. Sezon başlıyor aldığımız oyuncu sivrilyor, satıyoruz, yerine oyuncu alıyoruz... Bu kısır döndü devam ediyor. Kazanan aslında Lüleburgazspor gibi gözükse de kimsenin kazançlı çıktığı yok çünkü bu yapılanların hepsi kısa vadede sonuç veriyor. Uzun vadede kulübün kasasına ya da itibarına yansıyan bir olay olmuyor. Kimseyi suçlamıyorum çünkü eğer bir geliriniz yoksa bunu yapmak zorunda.

İşte burdan da 3. maddeye geçiyoruz.Kulüp sadece dışarıdan sağlanan geliri biletle karşılıyor.

Kulüp adına tesisleşme denilerek bir halı saha faaliyete geçirildi. Lakin diğer halı sahalar ile yarışacak düzeyde değil.. Örneğin diğer bir halı sahanın servisi var, evden alıp eve bırakıyor. Bu durum bir çok kişi için tercih sebebi. Hizmet sunan işletmelerde müşteri ile ilişkiler oldukça önemlidir. Durum böyle olunca beklenen gelirler sağlanamıyor.

Düzenleyen: Mucci

Pazar, Mart 7

Büyük İnsan Atatürk ne demiş?

ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim ...

Rezalet Günü

Maç hakkında ne yazılabilir bilmiyorum. Aklımdan geçenler acı ve bir o kadar ilginç. Statlarda görülmeyecek şeyler yaşadım bugün..

Bir futbolcu düşünün gol attı diye gelip taraftarına sus işareti yapıyor..
Bizler ne senin için geliyoruz o tribüne ne de sana paranı veren anlaşmanı yaptığın yönetim için. O üzerinize giyip çıktığınız, size göre bez parçası bize göre kutsal olan formamız için geliyoruz. Bu takımın adı altında sahaya çıkıyorsan o formanın hakkını vereceksin! Vermelisin! Veremiyorsan da hemen şimdi bavulunu toplayıp gideceksin geldiğin kum sahaya.. Sana yakışan yer kum sahalar..

Maşallah dediğimiz adam 3 gün yaşamıyor. Geçen maçtan sonra takımın en iyileri arasında gösterdiğimiz kalecimiz Burak, bu maça yedek çıkıyor. Bize inat mı yapıyorsunuz ? Anlamıyorum.. Tandoğan cezalı mı değil mi bilmiyorum. Ama cezalı değilse tek bacakla bile oynasa sağ kanadı bugünkünden daha iyi kullanacağımıza eminim. Bu kadroya bakınca bu geliyor aklıma.. Ancak bize inat olsun diye çıkartabilirsiniz..

Haklarını yiyemeyeceğim adamlar vardı. Deniz geliyor bu adamların başında da.. Bütün maç durmadan çalıştı, didindi.. Gol olduğunda sus işareti yapan adamları tribünden uzaklaştırdı.. Semih geliyor ardından.. İlk defa oynadığı mevkide elinden gelenin fazlasını yaptı.. Hüseyin geliyor sonra her zamanki gibiydi.. Ama diğerleri ! İnanın bize getirdiğiniz bunca elemden sonra yatacak yeriniz yok ! Bilginize..

Tebrikler(!)

Lüleburgazspor 1-1 İnegölspor
Oytun maç yazısı diyordun al sana maç yazısı
ÇIKARIN FORMALARI ÇIPLAK OYNAYIN
video


İstiklal Marşı’mızın sözleri günümüz dünyasında da önemini sürdürmektedir. Gizli ve açık savaşların, işgallerin, haksızlıkların bitmediği günümüzde bağımsızlığını kaybeden ulusların, medeni denilen ülkelerce nasıl işgal edildiğini görmekteyiz. Bana göre bu sonsuza kadar böyle sürüp gidecektir. Öyleyse uyanık ve güçlü olmak zorundayız. İstiklal Marşı’mızı da sık sık okuyarak dünden aldığımız dersle bugünümüze ışık tutmalıyız. Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi, Allah bir daha bu ülkenin evlatlarına yeni bir istiklal marşı yazmak zorunda bırakmasın.
Yapılması ayrı bir tartışma konusu olan maç öncesi İstiklal marşının okunması sırasında yapılan bu terbiyesizliği kınıyorum.

Cumartesi, Mart 6

Diyarbakırda Olay

Haftalardır beklenen Diyarbakırspor - Bursaspor mücadelesi maçın 17. dakikasından hakemlerin soyunma odasına girmesiyle birlikte son buldu. Bursa valiliğinin Bursa taraftarının deplasmana gitmesine müsade etmemesi hafta boyunca eleştirildi. Ama sonuç olarak baktığımızda iyi ki gitmemişler diyebiliyoruz ancak.

Bir takım taraftarı neden rakip taraftara olan kızgınlığını futbolculardan çıkarmak ister anlamak mümkün değil. Deplasman gittiğinde senin sinirini bozan tezahüratların sahibi Bursasporlu futbolcular değiller değil mi ? Peki değilse neden bütün kızgınlığını sahaya yabancı madde atarak çıkartırsın ? Ayıp günah değil mi ?

Daha maçın başlamasından 1 dk sonra oyunun durmasına sebep oluyorsun ? Zatenbütün ülkenin gözü kulağı senin üzerinde ve herkes istim üstünde.. Ne olacak ne bitecek diye bütün gözler Diyarbakır'a çevrilmiş. Nedir bu olay yapma merakı ? Hemde futbolcularla ? Futbolcularla ne alıp veremediğiniz var anlamış değilim ?

Bizim liglerde kalmasını istediğimiz Diyarbakırspor taraftarı provokotörlerin gazına gelerek heryere saldıran, hatta onu geçtim ekmek parası için mücadele eden futbolculara saldıranlar değil "Biz seni gittiğimiz deplasmanlarda pkk dışarı diyenlere inat Türkiye Cumhuriyeti kimliğinin verdiği onurla sevdik" sloganını atan Diyarbakırsporlular..

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Dünya üzerinde eşine az rastlanacak bir trajedinin sonunda 8 Marta 1857 yılında 129 kadının yanarak hayatının sona ermesi anısına her yıl hatırlanan bir gündür 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Bir çoğumuzun bildiği gibi sadece kadınlara jest olması amacıyla değil bu trajediyi anımsatmak, unutturmamak için tarihteki yerini almıştır.

8 Mart 1857 tarihinde ABD New York Cotton fabrikasında çalışan kadınlar hakettikleri ücreti alabilmek ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi için greve giderler. Bu grevin diğer fabrikalara yayılmasını istemeyen fabrika sahipleri fabrikayı kilitleyip giderler ve fabrikada yangın çıkar. Yangından kurtalmak isteyen kadınlar da barikatları aşamazlar ve 129 kayıp verirler.

26-27 Ağustos 1910 trihinde Kopenhag da düzenlenen Dünya Sosyalist Kadınlar Konferansında Almanya Sosyal Demokrat Partisi liderlerinden Clara Zetkin 8 Mart 1957 yaşanan olayın unutulmaması için 8 Mart gününü Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul edilmesini sundu ve oy birliği ile kabul edildi.

Türkiye'de ilk olarak 1921 yılında Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak hatırlanan gün 1980 darbesine kadar sürekli hatırlanmasına rağmen darbe sonrasında 4 yıl boyunca kutlanmadı. 1984 yıllarından sona her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak hatırlanmak da..

Bu günün önemi sadece 1 gül değildir ya da bir hediye. 8 Mart 129 adet gül'dür, 129 adet anne, 129 adet kadındır.. O kadınlar bütün Dünya kadınlardır. Sadece bir güne değil bütün hayatımız boyunca hayatımızdaki önemli yerlerini, değerlerini onlara yansıtmalıyız. Bütün kadınlara sonsuz sevgi ve saygımızı sunmak istedik.. Lüleburgazlılar olarak hatırlıyoruz !

Lüleburgazspor - İnegölspor

İnegölspor ile daha önce 1'i Türkiye Kupası toplam 3 maça çıktık.Galibiyetimizi yok 2 maçı kaybettik, 1 maçta berabere bitti.
Bu sefer galibiyet alalım.Taraftar olarak her şeye göğüs geriyoruz ama tekrar amatör kümeye düşmeyi kaldıramayız.
Maçı kazanalım rahatlayalım,Herkes maça gelsin...
07.02.2010 Pazar
saat:13:30
Bilet :5 TL

Cuma, Mart 5

2016 Adaylığı

83 gün kaldı.Rakiplerimiz Fransa ve İtalya.
6 yıl sonra düzenlenilecek turnuvayı bize verirller mi? Bilinmez ama tartışmaları bir 6 yıl daha gider.Maçların oynanacağı şehirlerin ve stadların tanıtımı yapılmış.Yedek stadlar Şanlıurfa, Adana ve Trabzon.
Bir Trakyalı olarak serhat Şehri Edirne'yi veya Tekirdağ'ı da bu turnuva için hazırlasalardı ne güzel olurdu diye düşünüyorum.
Aday şehirler ve stad projeleri fotograflarla, bilgilerle http://www.euro2016adayiturkiye.com/ adresinde.
İzmir

Kayseri Eskişehir
Bursa

İstanbul Atatürk Olimpiyat
Ankara
Antalya
Sayrantepe/İstanbul

Perşembe, Mart 4

Fenomen Yılmaz Vural

Öncelikle blogta bana yazarlık verdiği için maraton39 abime teşekkür ediyorum..

Malum Lüleburgazspor maçına daha vakit var. O yüzden ilk yazımı Lüleburgazspor dışında yazmaya kadar verdim. Bu konunun başlığı da fenomen olma yolunda epey yol kat etmiş teknik adamlarımızdan Yılmaz Vural olsun istedim.

Sürekli yeni fikirlerle ortaya çıkan ve ortaya attığı projelerle kimi zaman güldüren kimi zaman da "olabilir mi acaba" diye düşündüren bir hocadır Yılmaz hoca. Az önce bir yerde ortaya attığı fikre denk geldim ve oldukça eğlenceliydi okuması benim için. Ben de bu konudaki fikrimi beyan etmek istedim. "Futbolcu perşembe gününden ön sevişmeyi ve seksi bırakmalı" demiş Yılmaz hoca ve Türk futbolunun ünlü simalarına ve doktorlara mikrafon uzatılmış.

Futbolcu maçlara 2-3 gün kaldığında gerçekten cinsel hayatını bir kenara bırakmalı mıdır ? Performansını arttırır mı ? Yoksa tam tersine vücutta bir gevşemeye yol açar da performans düşüklüğüne sebep olur mu ?

Sonuç olarak futbolcuların kendilerini tanımaları gerekir. Buna göre hareket edip performansını en üst düzeyde yansıtmalıdır sahaya. Çünkü futbolcu olduğunda artık sadece sen değilsindir ve sadece kendin için yaşamazsın. Etrafındaki insanlara da bir şeyler katman gerekir.

Çok renkli bir adam bu Yılmaz Vural.. Tebrik ediyorum gerçekten adam her halükarda medyanın tam ortasına oturmayı becerebiliyor. Medyatik adam yahu.. Ama fenomen olma yolunda emin adımlar ilerliyor..

Hoşgeldin

Tahta Tribün blogunun yazarı Mucci(Mustafa) bundan sonra buralarda yazacak.
Hoşgeldin Mucci