Tribünlerimizin Avrupa tribünlerine döndürülmeye çalışıldığı şu dönemde Avrupa futboluyla mücadele edecek gücü kulüplerimiz bulamıyorlar. Sahada izletilen futbolla istenilen seyirci profili arasında tezat oldukça fazla. Futbol Dünya üzerinde her yerde bir eğlence iken bizdeyse farklı bir pozisyonda. Hafta sonu eğlencensinden daha çok yaşam tarzı. Tuttuğumuz takımlar yaşamsal faaliyetler arasına girmiştir desek pek fazla abartmış olmayız. Çünkü bir insan tuttuğu takımla anılır ülkemizde.
Örneğin Fenerbahçenin yenildiği bir hafta sonrasında bir Fenerbahçeli dışarı çıktığında diğer takım taraftarları tarafından alay konusu olur. Galatasaraylılar ve Beşiktaşlılar ve ya herhangi bir takımı tutan kişinin yenilgi sonra alay konusu olması zor rastlanan bir durum olmaktan çıkmıştır. Çıkmıştır çıkmasına da şimdi de ingiliz tribün kültürü empoze edilmeye çalışılıyor. Yani deniyor ki;
Sahalarımızda meşale, küfür, pankart istemiyoruz. Biraz daha uğraşılıp kararlar alınırsa emin olun bu da gürültü olacaktır, stadlara bağırmak için gelenler içeriye sokulmayacaktır. Küfürü istememelerini herkes anlayışla karşılıyor, karşılamak zorunda çünkü gerçekten hoş bir şey değil. Ama stadlara meşale ve ya pankart sokmamak ne demek ?
Avrupa kupası maçı izlediğimizde spikerlerimiz ballandıra ballandıra anlatırlar meşale görüntülerini. Pankarlarla yapılan kareo organizasyonlarını takdire şayan bulurlar ve ardı ardına kurdukları övgü cümleleri kesilmez. Ama Türkiye stadlarında bir meşale yakılsın yer yerinden oynar. Oynatılır medya tarafından. Ertesi gün gazetelerde manşetten verilir. Adı konulmuştur bile " Futbol Teröristleri " ! Televizyonlar son dakika haberi olarak geçerler " Futbol teröristleri yine iş başında " ! Bazı stadlara pankart sokulamaz bile.
Çok istenen ingiliz kültürü yani bizden istenen nedir bir göz atalım. Stadlar tamamen dolu olacak, herkes koltuğunda oturup maçını izleyecek, her hangi bir yanıcı madde, kesici madde stadlara sokulmayacak. Herkes maçları büyük bir keyifle izleyecek ve evine dönecek. Maç içersinde birasını yudumlayarak keyfine varacak. mı ? Tabiki yudumlayamayacak o sadece ingilizlere. Kaba taslak bakarsak ingilizler maçlarını bu şekilde izliyorlar.
Peki bilet fiyatı ?
Örneğin bu gece Manchester United ile Tottenham maçı için bilet fiyatları şu şekilde;
Category 2: (£35.00)
Category 1: (£39.00)
Away Section: (£65.00)
Vip Gold: (£99.00)
Ayrıca İngilterede asgari ücretin saati £5.
Bir de bize bakalım Fenerbahçeyi ele alalım. En ucuz bilet fiyatı 44 TL ve 1 saatlik asgari ücret 2TL.
Manchester kentinde yaşayan bir Manchester United taraftarının maça gidebilmesi için 7 saat çalışması gerekirken, bir Fenerbahçe taraftarının 22 saat çalışması gerekmektedir. Bir Man UTD - Tottenham maçında alacağınız zevk ile bir Fenerbahçe - Kasımpaşa maçında alcağınız zevki siz kıyaslayın. Keza bira da içemeyeceksiniz. Pankartı ve meşaleyi onlarda sokmuyorlar zaten. Hadi ingiliz sistemine geçirsinler bizi.
Kültür arasında farkı görmezden gelerek sadece daha az hasarlı diye insanları uygun olmadıkları bir ortam içerisine sokmaya çalışan, halkımızın kafasına uygun olmayan fikirleri hiç bir şartı olgunlaştırmadan, liglerimizde oynanan futbolu belirli bir düzeye çekmeden, sadece siz istiyorsunuz diye empoze edemezsiniz. Bazı düzenlemeler olmalı evet, ama bu karşılıklı olmalıdır. Sadece bizim değil sizin de çalışmanız gerekmektedir ey Türkiye Futbol Federasyonu !
Bu yazıyı da eski bloğumda 2009 yılının son ayında yazmışım. Bir de siz bakın bakalım değişen bir şey var mı ? Şu günlerde derbi maçlarına 100TL fiyat çekiliyor.
türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma, Şubat 25
Salı, Mayıs 4
Terfi Maçları 2010
5 Mayısta oynanacak maçların fikstürü çekildi.DÜZCE GRUBU
A
15:30 Yeniköy-Kırklareli (Şehir Stadı)
15:30 Ayşekadın-Serdivan (Cumayeri Stadı)
B
15:30 Yalova Çiftlikköy-Edremit (Kaynaşlı Stadı)
Beylikdüzü (bay)
ESKİŞEHİR GRUBU
A
13:30 Hereke Yıldız-Küçükçekmece (Abdurrahman Temel)
16:30 Tekirdağspor-Kırklareli Sanayi (Abdurrahman Temel)
B
15:00 İstanbul Hürriyetgücü- Düzce Kaynaşlı (Necdet Yıldırım)
Kocaeli Çenesuyu Plajyolu (bay)
Pazar, Nisan 18
Derbiydi Dimi Bu ?
Maç ile ilgili yazmak istiyorum ama inanın yazacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Derbiydi dimi bu harbiden ? Hangi pozisyondan bahsetsem... Ne bileyim neyi anlatsamki... İşte bu yüzden maç öncesi bir yazı derlemek için vakit harcamadım. Kadroları verebilirdim, bir takım istatistikler ve bir sürü gereksiz bilgi... Ne için ? Bunun için mi ?
Maçın başında şans eseri bir gol buluyor Fenerbahçe, sadece Alex'in kişisel becerisiyle. Ama durun bu da taktikti dimi ? Santradan topu taca şişir, ileride bas. Topu kap ve kaleye gönder. Çok istiyordum bu taktik denilen ama acizlikten başka birşey olmayan geri zekalıca bir oyundan bir yazı çıkartmayı. Zaman kolluyordum bunun için. Evet şimdi tam zamanı , takır takır işliyor bu taktik. Bundan sonra herkes ayağındaki topu rakibine versin ve eşek gibi koşsun topun peşinden. Kaavede de adamlar konuşsun dursun zekaya bak diye. Hatta Lig TV çalışanları bir programında tartışa dursun bu taktikmiş diye.
Heyecanla gittim kaaveye akşam üzeri. Erkenden de gittim yer kapabilmek için. Canım öyle sıkıldı ki maç başlayana kadar. İnatla bekledim; çünkü derbi izleyecektim televizyondan da olsa. Maç başladı. Daha 1. dakikada Alex golü attı ve 1-0 öne geçti Fenerbahçe. Sonrası kör dövüşü... Baştan savma ataklar birbirini kovaladı bir süre. 10. dakikada Guiza'ya gelen top bilinçli bir ataktı bir de penaltı pozisyonunda Beşiktaş'ın çıkışı. Düşünebiliyormusunuz 90 dakikada 2 bilemedin 3 tane bilinçli atak. Hakem desen ayrı bir facia.
Devre arasında sigara içmeye çıktığımda arkadaşım ve bir abimle lafladık. "Daum takımı geriye yaslar, Mustafa Denizli de hücuma heveslendirir. Fenerbahçe kontra atak kovalar. Top bir o kaleye bir bu kaleye gider biz de heyecanlı bir maç izleriz" diye düşündüm. Nitekim öyle olmadı, yanıldım. Daum takımı geriye çakti de Mustafa Denizli saldıramadı. Orta sahada sürünen adamlardan, sıradan bir maç izledim. Bir ara kendime zaman bile ayırdım. Çıktım dışarıya bir sigara içtim. Düşünün ne kadar sıkıcı bir maç olduğunu...
Bunların hepsini bir kenara bırakalım da biz futbolcularımıza karakter aşılayamamışız. En başta resmini koydum, Bilica. Bu ne kepazeliktir yahu. Bu ne rezilliktir ? Sen ki İtalya'da top koşturmuş, yaş gruplarında Brezilya Milli takımı forması giymiş bir adamsın... Yakışıyor mu sana ? Karakterli olmanı beklemiyorum ama rezil olma yahu rezil olma... İşte bu bizim derbimiz. Büyük maçımız yani. Tamam oynandı maç, Fenerbahçe kazandı. Şampiyonluk yolunda büyük bir avantaj yakaladı. Rakip Bursaspor'un Galatasaray ve Beşiktaşla maçı var daha. Mutlaka birinde takılacaktır. Bu saatten sonra oynanmasa da olur lig filan. Verin kupayı Fenebahçeye. Hatta Bilica alsın ve taraftarlarına koşsun. Sadece Fenerbahçeye yazdım ama Beşiktaşın da altta kalır bir yanı yok. Futbolu çirkinleştirmek için ellerinden gelenin fazlasını yaptılar.
Yayıncı kuruluş milyon eurolar verdi ihalede. Bu futbolu izlettirmek için verdiyse yemez yani söyleyeyim. İptal etsinler ihaleyi.
Laaan bunu yazdım da aklıma ne geldi. Yayıncı kuruluş o kadar para verdiğine göre decoder satmak istecektir. Decoder satmak için stadyumlardaki taraftarı tribünden uzaklaştırıp evine kapatmak gerekir. Yoksa bu Tribün açılımını Digitürk mü yapıyor ? Hayalperest miyim neyim, boşverin. Siz bakın keyfinize...
------------------------------------------
Fenerbahçe klasik dizilişiyle başladı maça. Beşitaş ise beraberlik için gelmişçesine bir 11 çıkardı. 3 ön libero ile ancak beraberlik kovalanır, galip gelmeyi düşünemezsin.
Oyuncu değişikliklerinde skoru değiştirmekten ziyade koruma çabası vardı sanki iki hocanında. Hadi Daum'u anlıyorum da Mustafa hocanın değişikliklerine anlam veremedim. Holosko gibi hızlı bir hücum oyuncusunu 85. dakikada oyuna alması maça iyi konsantre olamadığını düşündürdü. Gole ihtiyacı olduğu zamanda Holosko yerine Uğur'u alması maçı bitiren hamleydi.
Pazartesi, Mart 22
1943 - 2010
Pazar, Mart 7

İstiklal Marşı’mızın sözleri günümüz dünyasında da önemini sürdürmektedir. Gizli ve açık savaşların, işgallerin, haksızlıkların bitmediği günümüzde bağımsızlığını kaybeden ulusların, medeni denilen ülkelerce nasıl işgal edildiğini görmekteyiz. Bana göre bu sonsuza kadar böyle sürüp gidecektir. Öyleyse uyanık ve güçlü olmak zorundayız. İstiklal Marşı’mızı da sık sık okuyarak dünden aldığımız dersle bugünümüze ışık tutmalıyız. Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un da dediği gibi, Allah bir daha bu ülkenin evlatlarına yeni bir istiklal marşı yazmak zorunda bırakmasın.
Yapılması ayrı bir tartışma konusu olan maç öncesi İstiklal marşının okunması sırasında yapılan bu terbiyesizliği kınıyorum.
Cuma, Mart 5
2016 Adaylığı
83 gün kaldı.Rakiplerimiz Fransa ve İtalya.
6 yıl sonra düzenlenilecek turnuvayı bize verirller mi? Bilinmez ama tartışmaları bir 6 yıl daha gider.Maçların oynanacağı şehirlerin ve stadların tanıtımı yapılmış.Yedek stadlar Şanlıurfa, Adana ve Trabzon.
Bir Trakyalı olarak serhat Şehri Edirne'yi veya Tekirdağ'ı da bu turnuva için hazırlasalardı ne güzel olurdu diye düşünüyorum.
Aday şehirler ve stad projeleri fotograflarla, bilgilerle http://www.euro2016adayiturkiye.com/ adresinde.
İzmir

Çarşamba, Ocak 20
20 Ocak 1989


20 Ocak 1989
Yaşı müsait olanlar hatırlar elbette. 1980’li yıllar demek biraz da Samsunspor demekti. Hasbi Menteşoğlu’nun başkanlığını yaptığı Kırmızı-Beyazlılar, Tanju Çolak, Fatih Uraz, Savaş Demiral, Rıfat Benli, Orhan Kapucu, Muzaffer Badalıoğlu gibi üst düzey futbolcularla Türkiye Liginde fırtına gibi esiyordu. Öyle ki 1985-86 ve 86-87 sezonlarını 3. , 87-88 sezonunu ise 4. sırada bitirmişlerdi. Bu yıllar arasında F.Bahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor'a karşı çarpıcı sonuçlar almışlardı. Buna göre F.Bahçe ile oynadığı 10 resmi maçta yalnızca 1 yenilgiye uğrarken ilk 6 maçtan 5'ini kazanmış ve kalesinde gol bile görmemiştir. Toplamda 14 gol atıp, 4 gol yemiştir. Aynı süreçte Beşiktaş ile oynadığı 7 maçı da kaybetmemiş, Trabzonspor'a ise yalnızca bir kez mağlup olmuştur. İki defa gol kralı çıkarmış ve dört futbolcusunu da sürekli olarak milli takıma göndermiştir. Ancak bu altın dönem hazin bir hadise ile son bulmuştur. 20 ocak 1989 günü Samsunspor kafilesini taşıyan otobüs 2. devrenin ilk maçı olan Malatyaspor deplasmanı için yola çıkmıştı. O günü hatırlayan herkes aynı şeyi söyler size; hava kapkara idi…
Havza ilçesi yakınlarında bir kamyonla çarpışan Samsunspor otobüsünde bir can pazarı yaşanır. Diyarbakır deplasmanına giden Çarşambaspor kafilesi yetişir ilk olarak. Sonra da ambulanslar gelir. İki aracın şoförü, teknik direktör Nuri Asan ve futbolculardan Mete Adanır ve Muzaffer Badalıoğlu olay yerinde kaybederler hayatlarını. Aylarca komada kalan Yugoslav futbolcu Tomiç de daha sonra eklenir bu acı tabloya. Dağ gibi adamlar yaralanmışlar, yollara savrulmuşlardır…
Ve kara haber ulaşır Samsun’a. Herkesin evinde bir cenaze varmış gibidir; şehirde ağlanmayan ev yoktur. Devlet Hastanesinin önü mahşer yeridir. Üstelik sadece Samsun’da değil, futbola ilgi duyulan her yerde gözyaşları dökülüyordur Samsunspor’lular için. Türkiye böyle bir kazayı daha evvel hiç yaşamamıştır!
Kaza sonrasında dönemin hükümeti Samsunspor’a 3 milyar lira civarında bir yardımda bulundu. Ülke genelinde bir yardım kampanyası düzenlendi. Takımın Birinci Ligde kalma hakkı mahfuz tutuldu lakin ligde ikinci devre çıkamadığı 17 maçında 3-0 hükmen yenik sayılması kararlaştırıldı. Böylece Samsunspor aslında uğramadığı 17 mağlubiyete uğrarken, hiç yemediği 51 golü de kalesinde görmüş oldu. Diğer bir ifadeyle 1988-89 sezonunu 103 golle şampiyon bitiren F.Bahçe aslında 100 gol atmış oluyordu. Üstelik İstanbul’daki ilk maç 0-0 bitmişti. Yani Fener’in şansı yine tutmamıştı Samsunspor’a. Gelir getirmesi için bir kaset çıkarıldı. En nihayetinde takım ertesi sezon küme düştü; sonra çıktı; düştü; çıktı ve 1993’ten 2006’ya kadar Süper Ligin üst düzey takımlarından birisi olurken; Türk futboluna da nice isim kazandırdı. Ancak hiçbir dönem 1985-88 arasındaki şampiyonluk adayı Samsunspor gibi olamadı. O takım 22 hafta lider kalmayı başarmış, az kalsın 5. şampiyonluğu alacak bir takımdı.
20 Ocak 1989 günü o otobüste yer alan bazı isimler:
Kaza sonrasında hayatını kaybedenler oldu elbette. Ancak işin bir de pek dikkat edilmeyen bir başka yönü daha vardı. İstikbal vaad eden oyuncular ya da zaten belli bir seviyenin üzerinde olan oyuncular kaza sonrası taşıdıkları izlerden dolayı bir düşüş yaşadılar. Örneğin Ümit milli takımın çok kuvvetli bir golcüsü olan Mustafa Sinecek kariyerini 2. Lig takımlarında sürdürmek zorunda kaldı. Keza ileride çok iyi bir santrafor olması beklenen genç Yüksel de 2. Lig takımlarında oynayıp bıraktı futbolu.
Teknik Direktör: Nuri Asan (Vefat etti)
Futbolcu: Muzaffer Badalıoğlu (Vefat etti)
Futbolcu: Mete Adanır (Vefat etti)
Futbolcu: Zoran Tomiç (Vefat etti)
Otobüs Şoförü: Asım Özkan (Vefat etti)
Menajer: Yüksel Özan (Yaralandı; 2006 yılında vefat etti.)
Futbolcu: Erol Dinler (Yaralandı, malulen emekli, Kemer’de; turizm sektöründe.)
Futbolcu: Emin Kar (Yaralandı, malulen emekli, Samsun’da yaşıyor.)
Futbolcu: Fatih Uraz ( Yaralandı, futbola devam etti; Zaman Gazetesi yazarı)
Futbolcu: Şanver Göymen (Yaralandı, futbola devam, İzmir’de yaşıyor; Altay’da oynarken Milli Takıma kadar yükselip Euro’96 kadrosunda yer aldı.)
Futbolcu: Kasım Çıkla (Yaralandı, futbola devam etti.)
Futbolcu: Ercan Kol ( Yaralandı, futbola devam edip Samsunspor’da bıraktı.)
Futbolcu: Mustafa Sinecek ( Yaralandı, futbola devam etti, Samsun’da altyapı hocası.)
Futbolcu: Yüksel Öğüten (Yaralandı, bir müddet daha futbol oynayıp bıraktı. )
Futbolcu: Futbolcu: Burhaneddin Beadini ( Yaralandı, futbola devam etti ve şu an Eskişehir’de.)
Futbolcu: Nasır Beadini ( Yaralandı, ancak birkaç sene sonra bir başka trafik kazasında hayatını kaybetti.)
Futbolcu: Hakkı Bayrak ( Yaralandı, futbola devam etti, Samsunspor’da antrenörlük yaptı.)
Malzemeci: Halil Albayrak (Yaralandı, malulen emekli)
(...)
devamı burada
Perşembe, Ocak 14
Çarşamba, Ocak 13
Salı, Aralık 22
Seni andım bu gece. Kulakların çınlasın.
Ne zaman bir Türkiye Kupası muhabbeti açılsa aklımıza gelen iki şey olur
1-(Ortamda Fenerbahçeli varsa) "Kaç sene oldu Fenerbahçe alamadı." "Kesin bu sene alır."
2-Lüleburgazspor.Birde orada bir muhabbet daha döner "Oğlum var ya Galatasaray gelseydi kesin elerdik. Kupayı da alırdık."
Yine bir Türkiye Kupası haftası.İsmi değişse de biz hep hatırlayacağız.1979-1980 sezonunu.
Perşembe, Kasım 26
Şaytanı taşladık

Öncelikle birkaç özrüm var onları dillendireyim.
* Beşiktaş'a bu kadar güvenmediğimden takıma ve teknik kadrodan
* Reflekslerin zayıflamış dediğim Rüştü'den
* Bu sene bu adamdan bir halt olmaz dediğim Tello'dan özür diliyorum.
***
Şimdi rahat rahat maçla ilgili birşeyler yazayım.
Bir çok blog yazarı belki ManU'nun yedek kadrosona bile Beşiktaş'ın mahkum oynadığını ve şansa kazandığını söyleyecektir.Doğrudur fakaat karşındaki takım ManU ve Sir Alex Ferguson.
Yıllar önce Fenerbahçe'nin Tuncay'ın attığı 3 golle 3-0 kazandığı maçta da yedek ağırlıklı kadro ile çıkmış ve o kadro bundan 1-2 sene öncesinin kemik kadrosunu oluşturmaktaydı.
Zaten genç oyuncu hocasına kendini ispat etme derdinde olacaktır.Onun içinde aslında daha zor bir maçtı.
Tello'nun ceza sahasına 5-6 metre uzaklıktan vurduğu şut hafif defanstaki oyuncunun kafasından sekmesi uzak köşeye gitmesiyle GOOOLL diye fırladık ayağa.İlk yarının son dakikalarında Fink'in kaçırdığı pozisyon gol olsa 2'yi bulup rahat bir nefes alacaktık olmadı.
Maçın son anlarındaki Rüstü'nün refleksleri bize imkansız bir zaferin habercisi oldu.Bitti denilen Avrupa masalı tekrar canlandı.Şimdi kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz.CSKA'yı 1-0 veya iki farklı kazanarak yenip Avrupa Ligi'ne katılma hakkı kazanacağız.
Çarşamba, Kasım 25
Şampiyonlar Ligi...

Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi karnesi diğer takımlara göre zayıf.Bunda çok uzun aralıklarla şampiyon olması da sebep.
Bu akşam da bir Şampiyonlar Ligi maçı rakip İngiliz ManU olunca korkmuyor değil insan.Her ne kadar Chelsea'yı Stamford Bridge'de 2-0 yenmiş olsakta,2007'deki 8-0'lık Liverpool hezimeti sonunda içimizdeki İngilizlerin diline düşüp alay konusu olmuştuk.
ManU bu akşam yedek ağırlıklı bir kadro ile çıkacağı söyleniyor.Bu haberi duyunca "iyi bari fark yemeyiz" cümlesi döküldü ağzımdan.
Beşiktaş'ın defans hattı ve önlerindeki Ernst-Fink ikilisi ne kadar sağlam oynarsa o kadar az yeriz.Bu maç için pek fazla umutlu olmamamla beraber bir Beşiktaşlı olarak bu maçtan 3 puan beklemiyorum.Benim için önemli olan maç Wolfsburg-CSKA maçı o maçta Wolfsburg'un kazanması gerekir yoksa rüya erken biter ve evimize döneriz.
Pazar, Kasım 22
4,5 yıllık saltanat bitti...

Geç oldu ama derbiyi yazmak istedim.Maçı seyredemedim,şimdi 20 dakikalık özetini seyrettim.İki takımda kontrollü başlamış ama sanki deplasman takımı Beşiktaş.Büyük(!) Mustafa öyle buyurmuş.Neyse bence iyi olmuş çünkü Fenerbahçe'ye oynayarak değil F.Baçe'yi oynatmayarak yenmek daha mantıklı belki.Maç çok kaliteli bir maç değildi derbi değilde sanki iki orta sıralardaki Anadolu takımının iddiasız maçı gibiydi.Ortasahası sağlam duran maçı kazanacaktı.Maç başlarında ibre Fenerbahçe'den yanaydı fakat Emre'nin sakatlanmasıyla Beşiktaş bir oh çekti.Bu dakikadan sonra "Dağ" gibi olan Saçsız kral Ernst ortasahada "Fink" attı.Buna karşılık Baroni ve Alex bu sağlamlık karşısında eridiler.Kazım'a top geçiremediler.geri gelen Kazım daha fazla koşarak yoruldu ve ileri bölgede fayda sağlayamadı bunu sonucunda da sinirlerine hakim olamayıp kızardı.
(...)
"Söyle bize İbrahim dün gece ne içtin sen"
10 senedir Beşiktaş'ta sol beki kimselere vermeyen Deli İbrahim dün gece Fenerbahçe'nin sağ kanadını 4 şeritli otoban yaptı.İlginç olan ileri çıkmasına rağmen oradan Fenerbahçe atak bile geliştiremedi.
Daum gençlere önem vermiyor.
Diyeceksiniz ki "sanki Denizli veriyor." O da vermiyor.Emre sakatlanıp çıkmış yerine kimi alırsın Türkiye'yi çok seven fakat bildiği halde tek kelime Türkçe konuşmayan adam.Ben bir Beşiktaşlı olarak Emre çıkarken Özer'in girmesini bekledim Vederson girdi ve bence Fener'in sonu oldu.
Neyse bir derbi daha bitti.Beşiktaş 4,5 yıl sonra Fenerbahçe'yi yendi.Maç saati İnönü'deydim girmedim çünkü maçla ilgili en ufak bir umudum yoktu.Kazanılmasına sevindim.
Bu yazıyı girerken Galatasaray maçı bitti.Harry Kewell ile 1-0 öne gen GS, 83' te Simpson'dan gelen golle 1-1 berabere kaldı.Çokta iyi oldu.
Yeni yine yeniden söylüyorum bıkmayacağım hep söyleyceğim;
"YETER YILDIRIM DEMİRÖREN YETER"
Pazartesi, Kasım 16
Ziraat Türkiye Kupası ve TRT





Grup ilk maçlar: 23 Aralık 2009 Çarşamba
Grup ikinci maçlar: 10 Ocak 2010 Pazar
Grup üçüncü maçlar: 13 Ocak 2010 Çarşamba
Grup dördüncü maçlar: 17 Ocak 2010 Pazar
Grup beşinci maçlar: 27 Ocak 2010 Çarşamba
Grup ikinci maçlar: 10 Ocak 2010 Pazar
Grup üçüncü maçlar: 13 Ocak 2010 Çarşamba
Grup dördüncü maçlar: 17 Ocak 2010 Pazar
Grup beşinci maçlar: 27 Ocak 2010 Çarşamba
Gruplarda ilk iki sırayı alan takımlar çeyrek finale ismini yazdıracak.Çekilecek kura ile oluşan eşleşmeler de çeyrek final ilk maçları 3 Şubat 2010 ikinci maçlar 10 Şubat 2010 tarihinde oynanacak.
Ziraat Türkiye Kupası yarı final ilk maçlarının 24 Mart 2010 Çarşamba, rövanşının ise 14 Nisan 2010 Çarşamba tarihinde yapılması kararlaştırıldı.
Final ise 5 Mayıs 2010'da
Trt maçların hepsini canlı ve şifresiz vereceğiniz söyledi.Kura çekiminden sonra takım temsilcileriyle yapılan röportajda spiker kuralar hakkında fikirlerini soruyor tamam bu normal ama orada diyor ki "Bu seneye herhalde TRT damgasını vuracak biz maçları yayınlıyoruz herkes seyredecek." Gereksiz laflar bunlar efendim siz yayınlayın,damga vurup vuramadığınıza biz seyirciler karar verelim.
Neyse efendim inşallah maçlar şifresiz olur da bizde yurdumuzun diğer takımlarını da seyretme fırsatımız olur.
Güle Güle EL SANTO

Şaraçoğlu Stadı'nda Fenerbahçe'ye attığı golden sonra yaptığı bu şov ile tanıdık bu adamı.Ankaraspor ve Ankaragücü'nde de top koşturan De Nigris bu sezon Yunanistan'ın Larissa takımına transfer olmuştu.Oynadığı süre içiersinde ligimize yeni renkler kattı.
Duyduk ki kalbine yenik düşmüş.
GÜLE GÜLE Antonio De Nigris...
Cuma, Ekim 30
"Fahri" Uygun
Cuma, Ekim 23
Avrupa Ligi
Fenerbahçe maçının ilk 15 dakikası (TNT o kadarına izin verdi),Galatasaray maının da özetini seyrettim.İki takımımız da Rumenlere karşı galip geldi.
Pazar günkü derbi için söyleyeceğim:
Leo Franco formsuz ama Keita,Nonda,Kewel ve Arda Fenerbahçe'yi zorlar;Fenerbahçe'de Semih ve Güiza yok, Alex ve Lugano tehditi var. İçimden geçen bol gollü seyir zevki yüksek bir maç.
Pazar günkü derbi için söyleyeceğim:
Leo Franco formsuz ama Keita,Nonda,Kewel ve Arda Fenerbahçe'yi zorlar;Fenerbahçe'de Semih ve Güiza yok, Alex ve Lugano tehditi var. İçimden geçen bol gollü seyir zevki yüksek bir maç.
Perşembe, Ekim 22
1 puan
Bu akşam ilkyarı dejavu üstüne dejavu yaşadım.Adamlar 45dk. boyunda bizim sağ kanadımızdan abartmıyorum 25 tane orta yaptılar neden Orta sahada ki Ekrem ve defansın sağındaki İbrahim Kaş yüzünden Allah korudu da Dzeko bu akşam gününde değildi yoksa ilk yarı 5'lerdi Wolfsburg bizi.İkinci yarı 15 dk boyunca Rüştü'nün bir oraya bir buraya hoplamasını seyrettim.Grafitte atıldıktan sonra Wolfsburg geri çekildi ama biz ileri gitmedik.Fink çıktı Serdar beklerken Uğur girdi,Tello çıktı som altın olan Japon asıllı Brezilyalı Tabata girdi sonuçta son 15 dk da rakip 10 kişiyken bir gol sıkışırdı araya ama olmadı sağlık olsun deplasmanda 1 puan iyidir daha da önemlisi İkincilik için yarıştığın rakibinden hemde kendi sahasında.
Yarın ki Galatasaray ve Fenerbahçe'ye UEFA'da başarılar dilerim.İnşallah içerde dışarda alırız maçları.
Yarın ki Galatasaray ve Fenerbahçe'ye UEFA'da başarılar dilerim.İnşallah içerde dışarda alırız maçları.
Perşembe, Ekim 15
Kısa Kısa...
* Türkiye siyasi maçta Ermenistan'ı 2-0 yendi.Goller Halil ve Servet,Ceyhun Gülselam 33.dk da oyundan atıldı.
* Fatih Terim istifayı resmileştirdi.
* Futbolcular iki golde de Terim'e sarıldılar.En ilginci daha önce ikili arasında polemik olduğu söylenen Halil ile Terim'in sarılmasıydı.
* Servet'in golü, Shaq'ın üçlük atması kadar olasılığı düşük bir tarzda olması
* Bursa seyircisinin Beşiktaş sevgisi(!)
* Azerbaycan bayrakları
* Arjantin Dünya Kupası'nda.
* İspanya 10'da 10 yaptı.Bakalım onları kim durduracak.
* Murat Aksu başkan adaylığını açıkladı.
* Aksu benzer bir açıklama yaparak temizlikten bahsetti.
* Devler Ligi'nde Pascal'ın takımı Sergen'in takımını normal süresi 7-7 biten çata penaltılarla yendi.
* Bu akşam Hooijdonk - Hakan Ünsal, Tanju - Pascal maçları var saat 20:00 ShowTV'de
* Fatih Terim istifayı resmileştirdi.
* Futbolcular iki golde de Terim'e sarıldılar.En ilginci daha önce ikili arasında polemik olduğu söylenen Halil ile Terim'in sarılmasıydı.
* Servet'in golü, Shaq'ın üçlük atması kadar olasılığı düşük bir tarzda olması
* Bursa seyircisinin Beşiktaş sevgisi(!)
* Azerbaycan bayrakları
* Arjantin Dünya Kupası'nda.
* İspanya 10'da 10 yaptı.Bakalım onları kim durduracak.
* Murat Aksu başkan adaylığını açıkladı.
* Aksu benzer bir açıklama yaparak temizlikten bahsetti.
* Devler Ligi'nde Pascal'ın takımı Sergen'in takımını normal süresi 7-7 biten çata penaltılarla yendi.
* Bu akşam Hooijdonk - Hakan Ünsal, Tanju - Pascal maçları var saat 20:00 ShowTV'de
Çarşamba, Ekim 14
Şok Şok Şok!!!!!!
"Tribünleri birlikte temizleyeceğiz"
Evet bunu söyleyen Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören.
Peki çok sayın Demirören iki hafta önceki Denizli maçındaki rezilliğini nasıl unutturacaksın bize.
Sana şu sıralar Beşiktaş'ın forum sitelerinde dolaşan ve bu konuyla ilgili çok güzel bir resim sunacağım.
güzel bir fotomontaj iyi olmuş.Saygılarımla
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Namağlup Şampiyonluk
campione imbattuto
Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...
-
Rakip nispeten bizden daha güçsüz durumda olan Yalova temsilcisi Kadıköyspor. 3 puanı alalım nefes alalım. Hadi yarın herkes 8 Kasım Ar...
-
Kırklareli Süper Amatör Ligi'nde 2024-2025 sezonu 20 Ekimde başlıyor. İlk hafta da deplasmanda Vizespor ile oynayacak olan Lüleb...
-
Rakip ezeli rakip Keşanspor, bu sene Bölgesel Amatör Lig'e yeni çıktılar. Geçmişte çok kez Profesyonel Liglerde karşılaşmışlığımız v...










