Pazar, Aralık 19

Kolbastı, Faroz Kesmesi ya da Hoptek Trabzon il merkezinde oynanılan bir halk dansının adı olmakla birlikte horon olarak adlandırılan geleneksel Karadeniz oyunlarından birisi değildir.
Kolbastının popülerleşmesiyle birçok kolbastı ekibi kurulmaya başlanmıştır. Bu ekipler; Trabzon, Ankara, İstanbul, Ordu, Giresun, Samsun illerinde kurularak kolbastının evrensel nitelik kazandığını gösterir birer delil olmuşlardır. Oyunun tanıtımı www.kolbasti.org adresinde yapılmaktadır. Kolbastı oyununu tanıtmak için ilk kurulan resmi ekip Trabzon Gençlik Merkezi Kolbastı Ekibi olmuştur.
Tarihçe
Bir anlatıya göre 1930'lu yıllarda ağaların ve dayıların olduğu bir dönemde ortaya çıkmıştır. O dönemde Trabzon da mağaralar bulunurmuş.
Faroz'da, Değirmendere'de, Arafilboyun'da, Boztepe'de. O mağaralarda ağalar dayılar alem yaparlarmış. O dönemde askerlerin kolluk kuvvetleri varmış, kolluk kuvvetleri bu alemlere baskın yaparmış. Alemcilerde basılmayalım diye kapıya erketeler koyarlarmış, gözcüler yani. Erketeler kolluk kuvvetlerini gördüğü an içeri haber getirirlermiş, içerdekilerde haberi aldıklarında seslerini kısarlarmış.
Başlarlarmışlar söylemeye kısık sesle "GELDİLERRRRRRRRRR, BASTILARRRRRRRRR, VURDULARRRRRRRRRRRR". Kol kuvvetleri böyle baskınlar yaptığı için oyuna kolbastı denildiği iddia edilmektedir.
Bununla birlikte Anadolu'nun neredeyse her yerinde Kol oyunu, Kol horonu, Kol havası adlarıyla oynanılan halk oyunlarının varlığı bu tezin bir yakıştırma olduğunu düşündürmektedir.
Bir diğer anlatı ise, Faroz'lu balıkçıların bereketli avlardan sonra düzenledikleri eğlencelerde hoptek adıyla oynanılan sonradan Faroz kesmesi adı verilen oyunun 1970'lerde Erkan Ocaklı'nın okuduğu Kolbastı türküsünden sonra popüler olması üzerinedir.
Oyunun en eski adı olan Hoptek kelimesinin kökeni bilinmemekte Slav dilleriyle ilişkili olduğu ileri sürülmektedir.MüzikKolbastı adlı ezgi [Nejat Buhara] tarafından giresun’da derlenmiş ve müzik repertuarına giresun ezgisi olarak geçmiştir. İlk kolbastı kaydı ise taşplağa giresun havalarını da büyük bir ustalıkla okuyan GöreleliPiçoğlu Osman Gökçe tarafından 1943 yılında yapılmış olup bugün bilinen ezgilerin tümünden farklıdır ve hoptek oyununun orjinal kaydesi olması muhtemeldir.
özetle Kolbastı Karadeniz oyunudur, Lüleburgaz ise Trakya ilçesidir.



Lüleburgazspor - Malatyaspor
19 Aralık 2010 Pazar 13:30
Lüleburgaz 8 Kasım Arena
Bilet Fiyatları: Yine 10 TL

Pazar, Aralık 5

Lüleburgazspor 1-0 Bursa Nilüferspor


Bozuk zeminde ancak bu kadar top oynanabilir. Kötüydük ama mücade gücümüz iyiydi. Kazandık Gol 45+1 de şık bir frikik golü ile Samet Okumuş'tan geldi.
Bu arada Ziya (Z9), paralarını alamadığı gerekçesiyle Lüleburgazspor'dan ayrılmış çok üzgünüm(!)
onun gibi muhteşem(!) kariyerli bir futbolcunun takımımzdan ayrılması kötü oldu.

Cuma, Kasım 19

PFDK Kararları

LÜLEBURGAZSPOR Kulübünün, 14.11.2010 tarihinde oynanan LÜLEBURGAZSPOR - TEPECİKSPOR A.Ş. Spor Toto 3. Lig 1. Grup futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle takdiren 4.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada LÜLEBURGAZSPOR Kulübünün, stadyuma biletsiz seyirci alınmasından dolayı takdiren 1.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Cezaların birleştirilmesi suretiyle LÜLEBURGAZSPOR Kulübünün, toplam 5.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada LÜLEBURGAZSPOR Kulübü antrenörü ALİ POSTACI'nın, müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareketi nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI CEZASI ile cezalandırılmasına,

TEPECİKSPOR A.Ş.'nin, 14.11.2010 tarihinde oynanan LÜLEBURGAZSPOR - TEPECİKSPOR A.Ş. Spor Toto 3. Lig 1. Grup futbol müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 1.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,


-Yorumsuz-

Cumartesi, Kasım 13


Geride kalan 11 haftanın sonunda Mehter takımı gibi ilerleyen fileri ucunda ayakta durmakta zorlanan adamları bulunan Lüleburgazspor tek farklı galibiyetlerine bu maçta artık son vermelidir. Geçen haftaki 1 puanın anlamlandırılması için sahasındaki Tepecikspor maçını kazanması gerekir. Kazanacağımızı düşünüyorum inşallah öyle de olur.
Tepecikspor 22 yıllık geçmişlerinde asansör takımı tanımının cuk oturduğu bir takım. Bir sene 2.lig aynı sene 3.lig. Bir ligde 2 sene duramayan bir takım inşallah bu sene de düşüşleri devam eder diyoruz.
Son olarak Trakya takımları Çerkezköy'ün batısından başlar tüm yarım adayı kapsar. Lüleburgaz, Kırklareli, Edirne , Keşan, Babaeski, Çorlu, Çerkezköy, Tekirdağ, Uzunköprü, Gelibolu diye devam eder; Tepecikspor ise Trakya takımı değil İstanbul'un semt takımıdır.
Lüleburgazspor sevdalılarının bu maçta da takımın yalnız bırakmayacağını düşünüyorum. Artık bu maçtan sonra şu bilet fiyatlarına bir ayar çekilmesi lazım. Aynı ligde mücadele ettiğimiz takımların bilet fiyatları 3 TL, 1TL, 50 kr iken bizimkisinin 10 TL olması biraz abartı kaçıyor.

Çarşamba, Kasım 3

Bir dostun bize karşı yazdıkları

Deplasman Günlüğü #Lüleburgaz (2-0)

Ve Lüleburgaz..

Anne ile gidilen uzun yazların Güneydoğu'su. Karneler alındığı gün başlayan Siirt, Mardin yazları. Günün ağarmasıyla birlikte içinde hiçbir zaman sevemediğim peyniri de bulunan, kısa süreli kahvaltılar. Çıplak ayak sesi bırakıp nefes nefese kalarak ulaştığım damdan gözüken manzara. Çorak. Yaşanan buhran.
***
Cumartesi sabahı, öğleni, misafiri, gecesi. Sessizlikte uykusuz gözlerle aranan pankartı, atkısı. Pazar sabahı. Uykusuzluk. Bir bilet lütfen, gidiş ama dönüşlü. Uyku.

Derin bir uyku.
Gözlerimi ovalayıp dışarı baktığımda sandım, kilometrelerce uzaktaki güneydoğu'nun topraklarındayım. Çorak topraklarda. İlk defa geçtiğim bu yollarda sordum yanımda sabah çayını dökmeden, başarıyla içene, burası Lüleburgaz mı oluyor? diye. Konuşmakta zorlanarak daha çok var cevabını veriyor, güç bela. Sonra başlıyor sorgulamaya, ilk defa mı geliyorsun diyor, anlıyor. Uyumuşum bile..
***
Ve Lüleburgaz..

İstanbulspor kulübünün uzun yıllar sonra maç için geldiği yer, kent. Lokasyon yine aynı, liglerin sonuncusu. 3. Lig. Mücadele şimdikinin aynı değil. O sene belki kimsenin umursamadığı ama birkaç yıl sonra herkesin diline pelesenk olacak bir İstanbulspor. Hatta yeni imaj çalışmasıyla İstanbul Boğası.. Şimdiler çok uzakta.
***
Burgaz'a vardığım vakit olağan şeyleri yaptım, diğer kentlerdeki gibi. Sokakları ezberlemek bunların başını çekiyor tabi. Başıboş. O sokağa girip şu sokaktan çıkmak, yenilik, daha önce selamlaşılmamış sokak duvarları. Diğer yerlerdekinin aksi bir şey buldum desem yalan. Yine bir cami. Ermeni asıllı Mimar Sinan'ın işi. Sokollo Mehmet Paşa Camii.
Duvarlarıyla şehrin merkezine oturmuş, ara geçişleri, koca kemerleri, içerisinde küçük kapıları olan büyük bir camii. Panosunda yeni ölümleri bekleyen yazısı..
Ardından kahvaltı için yer arama çalışmasına giriştim, neredeyse iki belki üç kez adım saydığım sokaklarda. Sonunda yer bulup siparişi vermenin ardından son dakika haberine kitledim bi an. Can pazarı dünya. Gördüm, Taksim'de canlı bomba. Hayat bir ipin ucunda, düşündüm..

Maçın başlamasına az zaman kala stadı bulmak üzere düştüm yola, artık yabancısı olmadığım sokaklardan. Tarife de uymadım değil aslında. Önce ana caddeyi takip edecektim. Sonra shell benzinci, mezarlık, harabeler, otogar, otoban ardından kayboluş. Zaten bilmiyoruz ya milletçe yol tarifini. Lüleburgaz'lı dostlarla da sözleşmiştik neyse ki. Beklerken o kültüre sahipmişim gibi girip bir kahveye, çay söyledim kendime. İçmedim de pek.

Gittiğin her yerde aynı dili, tribün dilini konuşabileceğin birilerinin olması da güzel hani. Sonra gelip aldılar beni. Stada ne kadar uzakmışım hem, döndük merkeze. Ardı sıra birkaç yere uğramanın, birkaç yeni insanı tanımanın yanında stada geçtik yavaştan. Kapalı olan misafir tribünü açtırma çabası bir belki iki dakika. Vedalaştık ardımdakilerle farklı yere gidiyormuşuz gibi.

Tribüne giriyor yavaştan asıyorum pankartları; uykulu, mutlu. Uykumu açan Lüleburgaz taraftarının uzunca ''Hoşgeldin Kenan'' tezahüratı. Hep diyorum ya bi yerlerde seni tanıyan, mücadelene ortak olan birilerinin varlığını bilmek güzel diye, öyle işte. Takım da çıkıyor tünelden sahaya. ''Hoşgeldin İstanbulspor'' tezahüratları altında. Bana duyulan, efsane takıma duyulan saygı. Ben daha çok saygı duydum size Lüleburgaz taraftarı.
Takım tribünü alkışlamak yerine kenetlendi kulübenin önünde. Ne gibi söz verdilerse artık birbirlerine.. Yine de umut var bende. Sekiz haftanın sonunda gelen tek galibiyet belki bu umudu artıran. Hani utanır oynayan, belki ondan. Maç başlıyor..
Hani komedi filmine yüksek beklentiyle gidersin de seni baştan sona güldürmesini beklersin. Tüm film hayal kırıklığı olur ya, öyle işte. İlk dakikadan itibaren kontrollü oyunla izleyicileri sıkan iki takım da devrenin sonlarına doğru seyircinin ağzına bir parmak bal çalıyor 1-0. Lüleburgazspor takımı kornerin devamındaki pozisyonda golü buluyor ve devre de böyle sona eriyor.

On beş dakikalık arada soyunma odasında ne konuşuluyor bilmiyorum ama ben bu molayı çok iyi kullanıyorum. Pankartları topluyor, bayrakları katlıyorum. Kişisel bir tepki. Bir tek armanın bulunduğu bayrak kalıyor, Sarı-Siyah için. Sahada gezinen ruhlara değil.
İkinci yarı sahada bulunan İstanbulspor takımı sanki 1-0 mağlup bitirse averajla şampiyon olacak görüntüsünde. Ne organize bir atak ne de topu ayakta tutma yetisi. Yok hiçbiri. Skor böyle giderken de sinirler geriliyor pek tabii. Ama yapılanlar o armaya yakışmayan hareketler, verilen o görüntüler. Zaten maç başı alkışlanan İstanbulspor bu İstanbulspor değil ki. Geçmişe saygıydı Lüleburgaz taraftarının yaptıkları. Son saniyelerde zaten kafa -hangi kafaysa- olarak bitmiş Sarı-Siyahlılar bir gol daha yiyor, maç bitiyor 2-0.
***
Ve İstanbul..

Gidilecek yerler hanesine bir eksi atılırken yeni dostlar, yeni kapılar hanesine bolca artı eklemişti bile. Trakya'nın güzel insanlarını tanıma ve satırlarımda tanıtma şerefi belki tüm yorgunluğumu aldı, umutsuzluğum bir hayli artırmışken...
***
Mevlana'nın rubaisi, hala umutlarımı tazeliyor tüm bu olanlara karşın:
"Bizler, şarap içmeden, kadehsiz de hoşuz
Gündüz de ışıldarız, güneşsiz de hoşuz.
Derler ki: 'Sizin hiç sonunuz yok!' Doğru:
Asla sonumuz yok, ama biz böyle hoşuz."

http://sarininuzerinesiyah.blogspot.com/

Namağlup Şampiyonluk

campione imbattuto

Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...