Pazartesi, Mart 15
Futbolda Gelişim
Futbola ilk başladığım zamanlarda Lüleburgazspor Spor Okulu vardı. Oraya giderdik ve gittiğimiz gibi ikiye ayrılıp maç yapmaya başlardık. Doğruyu söylemek gerekirse bana bir faydası dokunduğunu söyleyemem. Kısa süren futbol hayatımı noktalandırdığımı düşündüğüm zamanlar çok olmuştu. Çünkü seçilememiştim..
Aradan uzun zaman geçmişti. Mavi önlüğü atıp takım elbiselere bürünmüştük. Bildiğin ceket filan giyiyorduk, orta okul yıllarının sondan bir önceki senesiydi. Yetenkli olduğumu düşündüğüm zamanlardı ve okul takımına seçilmiştim. Oradan da kulübe gitmeye başlamıştım. İlk bir kaç antremandan sonra hocamız sevgili Müjdat Eraslan bizden "futbol nedir?" başlığı altında bir yazı yazmamızı istemişti. Benimse kompozisyon sınavları hariç pek yazdığım söylenemezdi. O zaman farklı bir yerde olduğumu, olmak istediğim şekilde olabileceğim bir yerde olduğumu anlamıştım..
Sonuç olarak ben futbolcu olamadım. Ama istediğim şekilde geliştim. Müjdat hocamın hayatımdaki yeri önemlidir. Şuan ben bir insansam, bunda onun payı çok büyüktür. Apaçi olabilecek bir durumdaydım çünkü..
Gelelim bu konuyu blogta işleme amacıma..
Futbol bir oyundur nihayetinde ama gelişmeyi gerektiren ve rekabetin hat safhada olduğu bir oyun ve bu oyunun gerekliliklerini yerine getirmek zorunda olduğun bir oyundur.. Yani çalışmak zorunda olduğun..
Çalışmak sadece vücut kaslarını geliştirmek değildir. Aklını geliştirmek de gereklidir futbolda.. Bakış perspektifini genişletmek, oyuna tam anlamıyla hükmedebilmek.. Yani işini adam gibi yapabilmek. Bir çok futbolcu bu durumdan yoksun. Söze gelince bizler profesyonel sözlerini söyleyebiliyorlar ama ne alt yapı gelişimi olarak ne de profesyonel yaşam olarak bir haltı beceremiyorlar.
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlar, Türkiye'deki en yetenekleri genç oyuncuları alt yapılarına kazandırıyorlar. Bir çok yıldız adayını alt yapılarına kazandırmayı başardılar. Bunları örneklerle çoğaltmaya kalksak dünyaları yazabiliriz lakin A takıma çıkanları yazmaya kalkarsak bu sayı çok az oluyor nedense.. Fenerbahçe'nin alt yapısından çıkan oyuncular çok az. Beşiktaş ve Galatasaray'ın biraz daha fazla ama yeterli değil. Bir Barcelona'ya bakın ya da Avrupanın çok para harcamayan herhangi bir takımına bakın. Neredeyse her takımın alt yapısından çıkardığı çok yetenekli bir kaç oyuncu var. Peki bizim takımlarımızda neden bu sorunsal fazlasıyla hissediliyor ?
Alt yapı ile A takım arasında iletişim bozukluğu çok fazla.. Alt yapıda oynayan bir oyuncu A takımdakileri neredeyse hiç görmüyor bile. Bırakın birlikte çalışmayı bir kere göz göze gelmiş değiller. Alt yapıdan A takıma alındığında bir bocalama dönemi yaşıyorlar. Verilen şanslarda bu döneme tekavül ediyor ve o takımın oyuncusu olamayacağı tescilleniyor. Tribünler yeterli sabrı göstermiyor keza yönetim ve teknik kadro da aynı şekilde.. Dış kapının dış mandalı oluveriyor hemen.
Yönetimler yeterli desteği vermiyorlar.. Alt yapıdan çıkan oyuncunun tutunacağı bir dal olması gerekli ve bu dal da olsa olsa yönetim olur. Çünkü genç bir beyin tutunacağı en sağlam dalın yönetim olduğunu düşünür. Yönetim istemedikçe gönderilmeyeğini düşünür ve mental olarak sahaya verebilir kendini. Bu da yeteneklerini kısıtlamadan sahaya vermek demektir.
Sonuç olarak futbolcu olabilmek için iyi yetişmek gereklidir. Bunun temeli de çok ufak yaşlardan itibaren aldığın düzenli ve sağlıklı eğitimden geçmektedir. Bugün Liglerimizde oynayan kaç futbolcu bu eğitim iyi bir şekilde almıştır sizce ? Lüleburgazspor'da bu durum nasıldır acaba ?
Cumartesi, Mart 13
Küçükköy - Lüleburgazspor
Maçı radyo verecek mi? Haber alan yazsın
Perşembe, Mart 11
Küçük Takım Olmak
Başlıktan dolayı hemen çullanmayın üstüme. Küçük takım dediysem ekonomik anlamda.
Mesela Lüleburgazspor.
Kulüp değeri 1M €'yu bulmayan bir takım olan Lüleburgazspor taraftarı olarak diğer takımlarla karşılaştırma yaparız kendimizce.
Deriz ki: Bu takım niye 2.lige çıkmıyor, çıkarılmak istenmiyor. Ya da "yav abi para yok nereye çıkacak. "
Evet para yoktur. Neden yoktur?
1- Stadın kapasitesi küçüktür, bilet fiyatları yüksek tutulur. Süper ligte bile 1 TL bilet fiyatları sunan kulüpler varken 3. lig maçına 20 tl bilet fiyatı biçildiği görülmüştür.
2-Sponsorluk geliri hiç denecek kadar azdır. Hatta yoktur.. Hatır gönül ilişkisine forma reklamı alınır. Yapılan anlaşmayı sadece kulüp yönetimi bilir.
3-Bilet dışında kulübe gelir getirecek bir sistemin olmaması.
Daha da arttırılabilir, fakat bu üç neden önemli -en azından benim için-..
Şimdi nasıl yapılırsa güzel olur.Tekrar söylüyorum bu benim fikrim.
Birinci maddede stadın kapasitesi küçük olabilir demiştik.Şimdi diyeceksiniz ki; Ya zaten kaç kişi geliyor ki stada yeter bu. Evet bunu geçen sene gördük. Kulübün yediği para cezalarının %70 i merdiven boşluğuna oturulmasından dolayı. Mesela güzel bir planlama ile kale arkalarına yapılacak portatif tribünle bunu aşabiliriz. Bu tribünü yaparken sponsor bir firma bulmak ve bu tribüne onun ismini vermek lazım. Örnek Antalyaspor'un Adopen Tribünü gibi.
Asıl en önemli madde bu: Sponsor.
Lüleburgaz esnafı,fabrika sahibi, önde gelenleri Lüleburgaz için elini cebine atmıyor. Bu konu da herkes hemfikirdir. En basiti bir forma reklamımız bile yok. Bundan dolayı hala azıcık sivrilen oyuncuyu satıyoruz. Sonra yerine oyuncu alıyoruz, uyum süreci derken sezon bitiyor. Sezon başlıyor aldığımız oyuncu sivrilyor, satıyoruz, yerine oyuncu alıyoruz... Bu kısır döndü devam ediyor. Kazanan aslında Lüleburgazspor gibi gözükse de kimsenin kazançlı çıktığı yok çünkü bu yapılanların hepsi kısa vadede sonuç veriyor. Uzun vadede kulübün kasasına ya da itibarına yansıyan bir olay olmuyor. Kimseyi suçlamıyorum çünkü eğer bir geliriniz yoksa bunu yapmak zorunda.
İşte burdan da 3. maddeye geçiyoruz.Kulüp sadece dışarıdan sağlanan geliri biletle karşılıyor.
Kulüp adına tesisleşme denilerek bir halı saha faaliyete geçirildi. Lakin diğer halı sahalar ile yarışacak düzeyde değil.. Örneğin diğer bir halı sahanın servisi var, evden alıp eve bırakıyor. Bu durum bir çok kişi için tercih sebebi. Hizmet sunan işletmelerde müşteri ile ilişkiler oldukça önemlidir. Durum böyle olunca beklenen gelirler sağlanamıyor.
Düzenleyen: Mucci
Pazartesi, Mart 8
Pazar, Mart 7
Rezalet Günü
Bir futbolcu düşünün gol attı diye gelip taraftarına sus işareti yapıyor..
Bizler ne senin için geliyoruz o tribüne ne de sana paranı veren anlaşmanı yaptığın yönetim için. O üzerinize giyip çıktığınız, size göre bez parçası bize göre kutsal olan formamız için geliyoruz. Bu takımın adı altında sahaya çıkıyorsan o formanın hakkını vereceksin! Vermelisin! Veremiyorsan da hemen şimdi bavulunu toplayıp gideceksin geldiğin kum sahaya.. Sana yakışan yer kum sahalar..
Maşallah dediğimiz adam 3 gün yaşamıyor. Geçen maçtan sonra takımın en iyileri arasında gösterdiğimiz kalecimiz Burak, bu maça yedek çıkıyor. Bize inat mı yapıyorsunuz ? Anlamıyorum.. Tandoğan cezalı mı değil mi bilmiyorum. Ama cezalı değilse tek bacakla bile oynasa sağ kanadı bugünkünden daha iyi kullanacağımıza eminim. Bu kadroya bakınca bu geliyor aklıma.. Ancak bize inat olsun diye çıkartabilirsiniz..
Haklarını yiyemeyeceğim adamlar vardı. Deniz geliyor bu adamların başında da.. Bütün maç durmadan çalıştı, didindi.. Gol olduğunda sus işareti yapan adamları tribünden uzaklaştırdı.. Semih geliyor ardından.. İlk defa oynadığı mevkide elinden gelenin fazlasını yaptı.. Hüseyin geliyor sonra her zamanki gibiydi.. Ama diğerleri ! İnanın bize getirdiğiniz bunca elemden sonra yatacak yeriniz yok ! Bilginize..
Tebrikler(!)
Oytun maç yazısı diyordun al sana maç yazısı
ÇIKARIN FORMALARI ÇIPLAK OYNAYIN
Namağlup Şampiyonluk
campione imbattuto
Bir eski zaman hikayesidir. Mahallenin güzel abilerinin kurup sahip çıktığı takım amatör kümede oynar. Sahalar toprak, çoğunlukla çamurdu...
-
Rakip nispeten bizden daha güçsüz durumda olan Yalova temsilcisi Kadıköyspor. 3 puanı alalım nefes alalım. Hadi yarın herkes 8 Kasım Ar...
-
Kırklareli Süper Amatör Ligi'nde 2024-2025 sezonu 20 Ekimde başlıyor. İlk hafta da deplasmanda Vizespor ile oynayacak olan Lüleb...
-
Rakip ezeli rakip Keşanspor, bu sene Bölgesel Amatör Lig'e yeni çıktılar. Geçmişte çok kez Profesyonel Liglerde karşılaşmışlığımız v...